HABERLER
Eleştirmenlerin Seçimi: En İyi 10 West End Oyunu - 1 Nisan 2015
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Stephen Collins
Share
Londra'da ilk önce hangi oyunu izlemelisiniz?
Hangi oyunu seçeceğinize karar verme zahmetinden sizi kurtarmak için bu listeyi hazırladık! Eleştirmenlerimizin görüşlerine dayanan bu liste, her zevke göre değişebilecek olsa da bizim favorilerimizi yansıtıyor. Listemizi düzenli olarak güncelleyerek yeni prodüksiyonları radarınıza alıyor ve orijinal kadro değişikliklerini değerlendirmelerimize dahil ediyoruz.
Üç yıldan uzun süredir sahnelenen oyunlar listeye dahil edilmemiştir; bu derleme, Londra'da sahne alan yeni veya nispeten yeni yapımlara odaklanmaktadır.
Öyleyse yerinizi ayırtın ve bu oyunları kaçırmayın!
1. A View From The Bridge (Köprüden Görünüş)
Jan Versweyveld’in yalın dekoru içindeki fırtınanın tam merkezinde, Mark Strong’un devleşen ve büyüleyici performansı yer alıyor. Güçlü, kaslı ve patlamaya hazır bir volkanı andıran Strong’un canlandırdığı Eddie karakteri, ömürde bir kez tanık olunabilecek türden sıra dışı bir başarı.
İncelememizi Okuyun | Bu oyun için BİLETLER TÜKENDİ
2. Oppenheimer
Morton-Smith, Angus Jackson’ın cast seçimi ve yönetimiyle tam kıvamında, parlak ve güçlü bir şekilde can bulan bir şaheser kaleme almış. Oyundaki tüm performanslar birinci sınıf. Oyunun büyük kısmını omuzlarında taşıyan John Heffernan, merkezi rolünde dünya standartlarında bir iş çıkarıyor. Büyüleyici, değişken ve muazzam.
İncelememizi Okuyun | Bilet Al
Shaw’un Man and Superman oyununda Ralph Fiennes ve Indira Varma 3. Man and Superman
Oyunun merkezinde, karmaşık ve yoğun diyaloglardan oluşan devasa bir yükü omuzlayan Ralph Fiennes, tek kelimeyle muazzam bir formda. Bitmek bilmeyen bir enerjiye sahip ve metni inanılmaz bir hızla dile getirse de her sözcüğün hakkını veriyor, her pasajı net ve anlaşılır kılıyor. Sahnede hapsedilmiş bir elektrik boşalması gibi tek kelimeyle fenomonal. Simon Godwin’in bu çarpıcı prodüksiyonu, Shaw’un fikirler ve idealler arasında bir tenis maçını andıran felsefi oyununu zekâ, yenilik ve tam anlamıyla bir keyif şöleni haline getiriyor.
İncelememizi Okuyun | Bilet Al
4. My Night With Reg
Bazı performanslar Donmar’daki sahnelenişine göre kasten daha abartılı, daha komik ve daha az sert. Bu durum oyunun dramatik etkisini bir miktar zayıflatsa da kuşkusuz West End’in orta sınıf izleyicisine hitap etmeyi başarıyor. Oyunculukların bir kısmı hala birinci sınıf ve metnin gücü, biraz etkisi azalsa da asla kaybolmuyor. Lewis Reeves, Richard Cant ve Matt Bardock, Donmar’daki performanslarının da üzerine çıkmışlar.
İncelememizi Okuyun | Bilet Al
Fotoğraf: Savannah Photographic 5. Wink
Giderek daha açık ve samimi hale gelen, dahice mizah anlarıyla dolu diyaloglar hızla kontrolden çıkıyor; herkesin farklı derecelerde sarsıldığı gergin, rahatsız edici ve giderek kasvetli bir finalle gerçek hayatla tokuşuyor.
İncelememizi Okuyun | Bilet Al
A Breakfast Of Eels. Fotoğraf: Nobby Clark 6. A Breakfast of Eels
Metin devasa bir duvar halısı gibi; içine işlenmiş pek çok unsur var: sessizlik anları, sıradanlık, keşif, mizah, yoğun bir özlem, olasılıklar, kalp kırıklığı, sorgulama, kabulleniş ve çaresizlik. Diyalogların çoğu lirik ve etkileyici. Ancak derinde hissedilen, dile getirilmemiş bir incinmişlik ve uyumsuzluğun insanın içine işleyen sızısı var. Andrew Sheridan ve Matthew Tennyson birbirlerini kusursuzca tamamlıyorlar; oyun boyunca karakterlerindeki kademeli değişimler çok iyi ayarlanmış. Karmaşık ve sürükleyici bir yapım.
İncelememizi Okuyun | Bilet Al
7. Shakespeare in Love (Aşık Shakespeare)
Son yedi yılı düşündüğümüzde doğrudan West End’de açılış yapan, bu kadar komik, dramatik, sürükleyici ve öğretici başka bir ticari yapım hatırlamak oldukça güç.
İncelememizi Okuyun | Bilet Al
8. The Ruling Class
James McAvoy, sahnede olduğu her anı aydınlatan, bir gülüşü veya bakışıyla her şeyi anlatabilen gerçek ve bembeyaz bir yıldız. Bir an ele avuca sığmaz derecede neşeli ve çılgın, bir sonraki an hain ve huzursuz; ardından hüzünlü, çılgın, hesapçı ya da seksi... Hatta bazen bunların hepsi birden.
İncelememizi Okuyun | Bu Oyunun Biletleri Tükendi
9. Happy Days (Mutlu Günler)
Happy Days aslında mutlu bir oyun değil. Beckett'ın en yüze çarpan, en anlaşılır ama bir o kadar da sürreal ve rahatsız edici işlerinden biri. Temelde bir monolog olan oyun, hem oyuncu hem de izleyici için gerçek bir dayanıklılık testi.
İncelememizi Okuyun | Bilet Al
10. Closer
David Leveaux’nun Donmar Warehouse’daki şık yorumuyla izlediğimiz Closer, henüz çocuk sahibi olmamış insanlardan ziyade, büyümemiş yetişkin çocuklar hakkında bir oyun gibi duruyor. Oyunlar, kurgular, yalanlar, ihanetler, intikamlar, sırlar; sevgiliyken yabancıya, yabancıyken sevgiliye dönüşen dört karakterin tüm manevraları adeta bir okul bahçesindeki çekişmeleri andırıyor. Marber’ın diyalogları keskin, çirkin ve acımasız; ama bir o kadar da komik.
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy