HABERLER
ELEŞTİRİ: Staged, BBC iPlayer ✭✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
paul-davies
Share
BBC iPlayer’da yayınlanan David Tennant ve Michael Sheen’in başrollerini paylaştığı, Simon Evans imzalı Staged dizisini Paul T Davies değerlendiriyor.
Staged
Şu an BBC iPlayer’da yayında
5 Yıldız
Tiyatroların kapalı kaldığı şu günlerde ve hükümet ile medyanın krize karşı neredeyse sessiz kalışını üzülerek takip ederken, karşımıza gerçek bir karantina cevheri çıkıyor. Michael Sheen ve David Tennant, Covid-19 her şeyi durdurmadan önce West End’de sahnelemeyi planladıkları oyunun provasını çevrimiçi ortamda sürdürmeye ikna edilen kendilerini canlandırıyor (ne kadar isabetli bir portray çizildiğini kuşkusuz sadece sevdikleri bilebilir). Dizinin yönetmeni Simon Evans, kariyerindeki bu büyük fırsatın avuçlarının arasından kayıp gitmesinden korkarak, oyuncuları "Altı Şahıs Yazarını Arıyor" oyununa ekran karşısında devam etmeye razı eder.
İkilinin arasındaki kimya, birbirleriyle olan uyumu ve kendileriyle dalga geçmekten aldıkları bariz keyif sayesinde dizi tam bir neşe kaynağına dönüşüyor. Sheen, her türlü gürültüden dikkati dağılan, "Kuşlar Port Talbot'a geri döndü" diyerek mutfağında münzevi bir hayat süren, sakalları ve birbirine karışmış saçlarıyla her an patlamaya hazır bir Paddington Ayısı'nı andırıyor; o meşhur delici bakışıyla ekranı adeta donduruyor. İlk bölümde Dylan Thomas’ı ve Galler dilini duymak harika. Sheen daha fevri tarafı temsil ederken, Tennant’ın arkadaşını metne sadık kalmaya ikna etmeye daha hevesli olduğunu görüyoruz. Tennant da aynı derecede komik; onaylanma ihtiyacı duyan ve izolasyonla pek de iyi başa çıkamayan haliyle çok sempatik. Elbette, pek fazla prova yaptıkları söylenemez. İsimlerinin jenerikte hangi sırayla yer alacağından (dizinin en başarılı devam eden şakalarından biri) birbirlerinin geçmiş, bugün ve gelecekteki performanslarını eleştirmeye ve karantina yaşam tarzı üzerine yorum yapmaya kadar her konuda didişip duruyorlar.
Ancak dizi sadece iki başrol oyuncusu sayesinde değil, harika bir yardımcı oyuncu kadrosuyla da parlıyor. Aynı zamanda senarist ve yönetmen olan Simon Evans, yıldız oyuncuları oyuna dahil etmek için çırpınırken ekrana yansıyan o endişeli yüzüyle (finaldeki muazzam "Kurabiye Kavanozu" şakasıyla taçlanıyor) kesinlikle kahkaha attırıyor. Sheen kamera karşısında her belirdiğinde Evans'ın kaygısı daha da artıyor. Ağzı bozuk menajer Jo rolünde Nina Sosanya, hangi ipleri çekmesi ve hangi oyunculardan kaçınması gerektiğini bilen haliyle çok komik. Tennant’ın eşi Georgia ise sabırlı ve destekleyici duruşuyla harika; David adeta onun üçüncü çocuğu gibi. Saat daha 10.30'da evde eğitimi bitiriyor çünkü "4 yaşındaki bir çocuğun gökkuşağı çizebilmesinin sınırlı yolları var." Anna Lundberg de Sheen’e karşı benzer bir sabır gösteriyor; her an birinin pes edip boşluğa çığlık atacakmış gibi hissettirdiği o gerginlik dizinin her anında mevcut. Ama tabii ki bir şekilde üstesinden geliyorlar!
Ardından konuk oyuncu geçidi başlıyor: Kendi repliklerini isteyen Samuel L. Jackson, iki arkadaşı barıştırmaya çalışırken kendi yalnızlık huzuru bozulan Adrian Lester ve final bölümünde karşımıza çıkan, doğal olarak tüm sahneyi çalan o efsanevi Dame! Sheen’in komşusuyla olan alt hikaye de duruma dokunaklı bir derinlik katıyor. Tüm yapım, kriz zamanlarında yaratıcılığın nasıl zorunluluktan doğduğunun muazzam bir kanıtı. Elbette bu dizi, aklımıza o dayanılmaz fikri düşürüyor: Sheen ve Tennant'ı sahnede beraber izlemek... Belki "Altı Şahıs" değil ama kim bilir, belki David’in yazdığı oyunda?
Evde misiniz? Tiyatro kapanışları nedeniyle şu an izleyebileceğiniz diğer yayınlara göz atın.
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy