HABERLER
YAKINDA: Cases, The Phoenix Artists Club Sahnelerinde
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Julian Eaves
Share
Fotoğraf: Lisa Hickson Cases
Phoenix Artist Club
12 Şubat 2017 Pazar
Henüz yirmili yaşlarının başında olan, nefes kesici derecede yetenekli Dominic Powell'ın yeni bir eseri her zaman kutlanmaya değerdir. Birkaç hafta sonu önce Phoenix Theatre'ın yanındaki o meşhur bodrum katı kabaresinde, Powell en yeni şarkı şölenini tanıtırken tam da bu coşku yaşanıyordu. Yeni müzikalinden kesitler sunan bu döngüyü seslendirmek üzere Bobbie Little, Christina Matavu, Nicholas McLean, Jordan Shaw ve 'anlatıcı' rolünde Brandon Lee Henry gibi müthiş sesler sahnedeydi. Orkestra ise klavyede Powell’ın kendisi, gitarda baba Powell ve kahonda bir diğer aile üyesinden oluşuyordu. Dominic'ten bekleneceği üzere, sunum oldukça derli toplu, iyi düşünülmüş ve son derece etkileyiciydi.
Ticari değeri yüksek, 'Amerikan' tınılı açılış parçası (müzikale adını veren şarkı), sanki birçok drama okulunun 'Rent' prodüksiyonundan süzülüp gelmiş gibi bir his uyandırsa da, aslında çok daha ustacaydı. Pürüzsüz armonileri ve eşlikteki zarif piyano dokunuşlarıyla daha çok 'Murder Ballad'ı andırıyordu (tabii ki tüm düzenlemeler kendisine ait!). Bir sonraki parça olan 'Airs and Graces', güçlü siyahi kadın vokallerin adeta gövde gösterisi yaptığı anların ilkiydi. Ardından, bir West End kostümcüsünün fikri mülkiyet hakları etrafında dönen, biraz karışık güç savaşlarını anlatan 'Charged', 'Possession' ve 'Cost of Living' gibi parçalarla hikayenin içine çekildik. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu olay örgüsü bir kenara bırakılıp yerine bu görkemli ve dolu dolu şarkılara daha çok yakışacak, daha vurucu bir hikaye konulabilir. Powell'ın şarkı sözü yazarı olarak sesi ne kadar güçlüyse, metni (book) de aynı seviyede olmalı. Şu an için hikaye, bestelerin sahip olduğu o inandırıcılığı yakalayamıyor; biraz kaçamak ve çocukça kalıyor. Ancak bu durumun yakında değişeceğinden eminim.
Fotoğraf: Chris Lincoln
Az önce dinlediğimiz o tatlı balad, vokal hattının zarif sadeliği, huzur veren armonileri ve doğrudan kalbe dokunma yeteneğiyle bizi kendine hayran bıraktı. Dominic bu parçayla, aynı zamanda ne kadar hassas ve usta bir eşlikçi olduğunu da kanıtladı. Aynı ustalıkla, üzerinde saatlerce kafa yorduğu belli olan akıllıca vokal gruplamalarıyla kıvrak düzenlemelerdeki becerisini de sergiledi. Özellikle, tenör ve soprano için yazılmış enfes bir düet olsun veya 'Waterfalls' gibi güzel bir hikaye anlatıcılığı örneğinde mezzo-sopranosunu öne çıkarma biçimi olsun, ses kombinasyonlarından en iyi verimi almayı çok iyi biliyor.
Ne var ki, bu müzikal cevherler yer yer zayıf kalan senaryonun gölgesinde kalıyor. Umuyoruz ki Powell, şöyle bir geriye bakıp şarkılarının ne kadar kaliteli olduğunu görür ve metin üzerine de bestelerindeki o titiz ve özenli çalışmayı gösterir. Peşi sıra gelen bir dizi müthiş parça, etkileyici bir piyano eşliğine sahip, duygusal vuruşu çok kuvvetli olan ve 'bana çok daha iyi bir hikaye anlat' diye haykıran 'You Don't Know Me' ile zirve yaptı. Finalde ise 'Stand' adlı harika bir geri dönüş parçasına geçtik ve gece açılış temasının tekrarıyla sona erdi.
Dominic Powell, onu en son Theatre Cafe'de (sadece baladlardan oluşan bir programla) izlediğimden bu yana, çok kısa sürede dev adımlarla ilerlemiş. Bir dahaki sefere bu harika bestelerini dinleme onuruna ve ayrıcalığına eriştiğimde, hem benim hem de diğer herkesin çok daha büyük bir sanatsal gelişime tanıklık edeceğinden hiç şüphem yok. Takipte kalın!
Bu etkinlik, Dominic Powell'ın yeni müzikali 'Cases'ten şarkıların sunulduğu konser formatında bir gösterimdi ve 'workshop' (atölye çalışması) olarak tanıtıldı. Genel ilkelerimiz gereği, bu performans için bir yıldız değerlendirmesi yapmıyoruz.
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy