Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: Tick, Tick... BOOM!, Bridge House Theatre ✭✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

Julian Eaves

Share

Julian Eaves, Bridge House Theatre SE20'de sahnelenen Jonathan Larson müzikali Tick, Tick...BOOM!'u izledi ve yorumladı.

Fotoğraf: Jamie Scott-Smith Tick, Tick... BOOM!

Bridge House Theatre

7 Ekim 2019

4 Yıldız

Bilet Alın

Birkaç yıl önce bu büyüleyici ve butik Fringe tiyatrosu açıldığında, hemen yolumu oraya düşürmüş; sanat yönetmeni Guy Retallack ve yapımcı Rob Harris'in bu kartpostal kadar küçük sahnede nasıl bu denli kaliteli bir cazibe yaratabildiklerine hayran kalmıştım. Mekana uygun eserler seçip onları en iyi yeteneklerle sahnelemeyi her zaman bildiler. O zamandan beri Penge'in kültürel yaşamının mücevheri ve meraklı tiyatroseverler için bir çekim merkezi haline geldi. Victoria durağından trenle sadece 20 dakika uzaklıktaki tiyatro, Güney Doğu Londra ve çevresi için harika bir durak. Ben Tunbridge Wells'ten geldim, 50 dakikada ulaştım ve indirim kartımla gidiş-dönüş sadece £8 ödedim. Kesinlikle harcadığım her dakikaya ve her kuruşa değdi.

Fotoğraf: Jamie Scott-Smith

Trajik bir şekilde genç yaşta hayata veda eden Jonathan Larson'ın tamamladığı iki eserden biri olan bu yapım, tipik bir 'ilk dönem eseri' niteliğinde: New York'ta vakit geçiren üç genç dost (iki erkek, bir kız); içlerinden biri müzikaller yazıyor ve evet, 90'ların ruhuna uygun salaş bir mekanda oyununu sahnelemeye çalışıyor. Oyunun sonu mu ne oluyor? Pek sürprizi bozmak istemem ama sonuçta müzikal komedi dünyasındayız dostlar, gerisini siz tahmin edin. Her ne kadar temel bir anlatı çizgisi olsa da, oyun gücünü bu sıkı dost grubunun yarattığı atmosferden alıyor. Alex Lodge, karizmatik Jon karakteriyle (Larson'ın kendisini temsil ediyor) sahneyi domine ederken, arkadaşları Susan (Georgie Ashford) ve Michael (James Hume) da ona içtenlikle eşlik ediyor. Yardımcı rollerde (Jon'un babası veya ajanı gibi) yaptıkları ustaca geçişler de cabası. Perdesiz, yaklaşık bir saatten biraz fazla süren oyun, ne çok kısa ne çok uzun diyebileceğimiz o ideal dengeyi yakalıyor. Drama dozu yüksek bir oyundan ziyade bir revü tadında ilerliyor; bolca kahkaha ve yer yer beklenmedik derecede dokunaklı anlar sunuyor.

Fotoğraf: Jamie Scott-Smith

Besteler ise bu gösterinin en büyük gurur kaynağı. Sahne arkasında klavye ve gitarda Jamie Ross'un eşliğiyle, müzikler olduğundan çok daha görkemli bir tınlıyor. 'Green, Green Dress', 'Johnny Can't Decide', 'Real Life', 'Sugar' ve o tüyler ürperten balad 'Come To Your Senses' bir kez duyulduğunda asla unutulmayacak türden. Hatta Sondheim'a yapılan o nazik ama teknik açıdan kusursuz parodi 'Sunday (Brunch)' ve Lodge'un sahnede piyano başında seslendirdiği içten 'Why' parçasına da yer verilmiş. Dahası da var... Mekanın samimiyeti sizi her bir şarkının derinliklerine çekerken, oyuncuların performansı o kadar detaylı ve bağlılık dolu ki her anı gerçekmiş gibi yaşıyorsunuz.

Fotoğraf: Jamie Scott-Smith

Richard Williamson'ın elinden çıkan aydınlatma oldukça şık, Natalie Johnson'ın tasarımı ise yalın ve göz yormuyor. Ses yönetiminde Phil Lee var ancak sesler çoğu zaman yalın haliyle ulaşıyor kulaklarımıza. Paul Harris'in koreografisi yerinde, olsa biraz daha fazlasını görmek keyifli olurdu. Yönetmen Retallack, hikayenin insani gerçekliğini ortaya çıkarmaya odaklanmış; mekanı son derece zekice kullanarak her anın dramatik etkisini güçlendirmiş. Tam bir şahser!

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US