HABERLER
ELEŞTİRİ: Canavarın Çağrısı, Theatre Royal Nottingham ✭✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Gary Stringer
Share
Midlands eleştirmenimiz Gary Stringer, A Monster Calls'un (Canavarın Çağrısı) turne prodüksiyonundan oldukça etkilenmiş görünüyor.
A Monster Calls
Theatre Royal Nottingham
Beş yıldız
Patrick Ness’in büyük beğeni toplayan genç yetişkin romanı A Monster Calls, 2016'da Sigourney Weaver ve Liam Neeson gibi Hollywood devlerinin rol aldığı ses getiren bir filme ve 2018'de Londra'daki Old Vic'te sahnelenen başarılı bir tiyatro oyununa imza atarak rüştünü ispatlamıştı. Bayrak şimdi, Jane Eyre ve Peter Pan gibi edebi uyarlamalardaki ustalığıyla tanınan yönetmen Sally Cookson yönetiminde, 22 Şubat'a kadar Nottingham'da sahne alacak olan yeni bir turne kadrosuna devredildi.
Tasarımcı Michael Vale imzalı sade bir dekorla açılışı yapıyoruz; bembeyaz boş bir duvar ve karşılıklı dönük iki sıra sandalye. Her iki yanda asılı duran halatlar, hem yaklaşmakta olan karmaşanın habercisi hem de hiçbir şeyin ilk bakışta göründüğü kadar basit olmadığını hissettiriyor. Bu boş tuval, sergilenecek drama için mükemmel bir zemin; umutlarımızı ve korkularımızı yansıtacağımız temiz bir sayfa, çocukluk hayalleri ile yetişkinliğin soğuk gerçekleri ve sorumlulukları arasındaki geçişi keşfetmek için eşik niteliğinde bir alan. Dick Straker’ın etkileyici projeksiyonları ve Aideen Malone’un sürükleyici ışık tasarımı, oyuncular bizi günlük hayatın sıradanlığından hayal gücünün uçsuz bucaksız diyarlarına ve en derin pişmanlıklarımızla kayıp kâbuslarımıza götürürken bu mekanı ustalıkla dönüştürüyor.
Bu, sadece bir oyun değil; adeta bir performans sanatı, yüksek gerilim sirk performansı, titizlikle koreograflanmış bir bale ve muazzam bestelerle bezenmiş bir konser. Hatta Benji Bower’ın müzikleri, dekorun sağ üst köşesinde görünen müzisyenler Seamus Carey ve Luke Potter tarafından icra edilen başlı başına bir karakter gibi (umarım bu turne bitince de birlikte çalışmaya devam ederler). Nabız gibi atan elektronik tınılar ve akıldan çıkmayan sentezlenmiş vokaller, piyano ve çello ile birleşerek sahnede sergilenen duyguları derinleştirip çarpıcı bir etki yaratıyor.
Oyuncu kadrosu tek kelimeyle mükemmel; empati kurabileceğiniz karakterleri canlandırmak için sıkı bir uyum içinde çalışıyorlar. Hayat burada pembe gözlüklerle sunulmuyor; insanlık tüm karmaşasıyla, hem dirençli hem kırılgan, hem sevecen hem antipatik, hem korkak hem de cesur haliyle karşımızda. Conor rolündeki Ammar Duffus, kontrolü ve anlayışı dışındaki olaylar nedeniyle erkenden büyümek zorunda kalan bir çocuğu canlandırırken devleşiyor. Sadece çok sevdiği annesini değil, aynı zamanda idealleştirdiği çocukluğunu ve hayalindeki geleceği de kaybettiğini fark ederken yaşadığı kederi biz de onunla paylaşıyoruz. Fantezi dünyasını korumak için inşa ettiği o duvarlar bir bir yıkılırken onunla birlikte yol alıyoruz. Maria Omakinwa da anne rolünde olağanüstü; kaçınılmaz ve bilinmez olana karşı savaşırken çocuğunu korumak uğruna kendi acı ve korkularını cesurca saklıyor. Etrafı kalabalık olsa da dehşet verici derecede yalnız.
Oyunun adındaki canavara gelince; oyuncuların porsuk ağacını—hayatın sembolü olarak—yaratmak için halatları ustalıkla manipüle edip bükmesiyle ortaya çıkan yaratım hem çarpıcı hem de yaratıcı. Çağlar boyu hüküm süren, kökleri geçmişte olan ama bizim yer almayacağımız bilinmez bir geleceğe dallarını uzatan bu canavar, doğayla olan huzursuz ilişkimize dair güçlü bir hatırlatıcı. O tarihin derinliklerinden bize bakarken, bizim insan ömrümüz sadece bir göz kırpmasından ibaret. Keith Gilmore tarafından etkileyici bir fiziksel performansla hayat bulan bu canavar, hem bir dost hem de bir iblis; kolay cevaplar sunmuyor, teselli ettiği kadar korkutuyor; Conor’u ve aslında bizi, kaçınılmaz kaderimizi kabullenmemiz için zorluyor ve tehdit ediyor.
Bu, bir hikayeyi anlatmanın dünyadaki hikaye sayısı kadar çok yolu olduğunu vurgulayan; umudun ve inanmaya cesaret etmenin insanlığımızın kalbinde nasıl yattığını ve en ikna edici yalanların genellikle kendimize söylediklerimiz olduğunu anlatan bir öykü. Ağır temalar işlese de bunlar ustalıkla ele alınmış ve yürek burkan son, gerçekler yüzümüze vururken hem oyuncular hem de seyirciler için gözyaşlarıyla birlikte gelen arındırıcı bir rahatlama sağlıyor.
14 Mart'a kadar Nottingham, Salford, Coventry ve Sheffield turnesinde Turne Sayfamızı Ziyaret Edin
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy