HABERLER
ELEŞTİRİ: The House Of Mirrors And Hearts, Arcola Theatre ✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
douglasmayo
Share
Anna rolünde Gillian Kirkpatrick. Fotoğraf: Darren Bell The House Of Mirrors And Hearts
Arcola Tiyatrosu
8 Temmuz 2015
4 Yıldız
Bilet Al Hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir müzikali izlemek için tiyatroya adım atmak gerçekten heyecan verici. Söz konusu müzikalde muazzam yeteneklerin yer aldığını bilmek ise bu heyecanı daha da katlıyor. Arcola Tiyatrosu'nda yeni perdelerini açan The House Of Mirrors and Hearts'ı ziyarete gittiğimde beni güzel bir sürprizin beklediğini umuyordum. Müzik, söz ve metni Eamonn O’Dwyer'a, metni ise Rob Gilbert'a ait olan bu yapım, Perfect Pitch tarafından geliştirilme aşamasında desteklenen yepyeni bir İngiliz müzikali.
Trajik bir kazanın Anna'nın eşini, Lily ve Laura'nın babasını hayattan koparmasıyla bir aile derinden sarsılır ve duygusal bir boşluğa sürüklenir. Bu büyük kaybın etkileri aradan geçen uzun yıllara rağmen devam ederken; Anna acısını içkide dindirmeye çalışmakta, iki kızı ise sırlar ve yalanlarla dolu, savruk bir hayat sürmektedir.
Graham Bickley ve Gillian Kirkpatrick. Fotoğraf: Darren Bell
Unutulmuş bir şairin eserlerini inceleyen ve küratörlüğünü yapan yeni kiracı Nathan, bu dünyaya adeta bodoslama dalar. Nathan’ın gelişi, gerilimi tırmandıran bir katalizör görevi görür ve sonunda dünyaları tamamen paramparça olmanın eşiğine gelir.
Bundan fazlasını anlatmak, bu zekice kurgulanmış psikolojik dramanın sürprizlerini bozmak olur. İyi işlenmiş her gizem gibi, bu oyunun keyfi de dramanın olay örgüsünü önceden bilmeden, gözlerinizin önünde yavaş yavaş çözülmesine izin vermekten geçiyor.
The House Of Mirrors and Hearts, Arcola Tiyatrosu'nun samimi atmosferinden büyük ölçüde güç alan yoğun bir aile draması. Yönetmen Ryan McBride aksiyonu akıcı tutuyor; oyuncular, büyük bir evdeki herhangi bir aile üyesi gibi günlük rutinleri içinde belirip kayboluyorlar. Kendi felaketlerine doğru sürüklenen bu aileyi izlerken kendinizi adeta bir röntgenci gibi hissetmekten alıkoyamıyorsunuz. Gillian Kirkpatrick, eşini kaybetmiş kederli anne Anna'yı canlandırıyor. İçki ve mutsuzluk batağına saplanmış; kendi kızlarına karşı bile şüpheci ve temkinli. Oyunun başındaki Anna ile olan bu zıtlık oldukça sarsıcı. Bu güçlü performans, trajikomik bir felaket olan Something For The Pain parçasında mükemmel bir şekilde vücut buluyor. Anna’nın kızlarıyla olan ilişkisi müzikalin belkemiğini oluşturuyor ve Kirkpatrick, en güçsüz anlarında bile sert bir anaerkil figür olmayı başarıyor. İkinci perdede yaşadığı aydınlanma anı, hafızalardan silinmeyecek kadar etkileyici bir performans.
Grace Rowe (Laura) ve Molly McGuire (Lily) ise Anna’nın kızları. Çoğu kardeş gibi onlar da bambaşka
Jamie Muscato ve Molly McGuire. Fotoğraf: Darren Bell
karakterler. Laura, babasının ölümüne yakından tanık olmanın etkisiyle içine kapanık, sessiz ve nazik bir ruh; Lily ise yaşının çok ötesinde bir olgunlukta, küstah, cinselliğini ön plana çıkaran ve acısını gizlemek için duvarlar ören, duygusal olarak yaralı biri. Birinci perdenin finaline doğru giden parça, hem bu başarılı oyuncuların hünerlerini sergiliyor hem de karakterleri ikinci perdedeki dramatik dönüşümlerden önce sağlam bir zemine oturtuyor.
Graham Bickley, Nathan'a yol gösteren ve ona bu ailenin göründüğünden fazlası olduğunu fark ettiren gizemli kiracı David rolünde karşımıza çıkıyor. Bickley, sahnedeki o kadar ölçülü ve kendinden emin duruşuyla izleyiciyi her anın tadını çıkarmaya zorluyor. Little Bird ve The Colour Of Death parçalarında kızlarla olan vokalleri tek kelimeyle harika, insanı daha fazlasını isterken bırakıyor.
Jamie Muscato, uzak bir atasının eserlerinde belki de hiç var olmayan bağlar bulmaya çalışan, biraz teknoloji meraklısı ve mesafeli genç akademisyen Nathan'ı canlandırıyor. Evdeki pek çok olayın fitilini ateşleyen Nathan karakterini, Muscato’nun nazik ve zeki yorumu oldukça ilgi çekici kılıyor. O, ailenin çarpık dinamiğini dengeleyen ve her şeyi rayına oturtan kayıp halka gibi. Hiç şüphe yok ki; Muscato, yetişmekte olan bir müzikal tiyatro süperstarı.
Jamie Muscato, The House Of Mirrors And Hearts oyununda. Fotoğraf: Darren Bell
Genç Lily ve Genç Laura rollerinde Isabelle Doherty ve Ella Doherty, geçmişin anılarını günümüz olaylarıyla harmanlayarak, bugünü geçmişin izleriyle ürpertici bir şekilde süslüyorlar.
Sahne ve Kostüm Tasarımcısı David Woodhead, Anna ve ailesi için inanılmaz, çok katmanlı bir ev yaratmış. Sahnenin her köşesine dağılmış boş şarap şişelerinden, ışık tasarımcısı Matt Haskins ile iş birliği içinde oluşturulan yansıyan ışıklara kadar pek çok küçük detaya özen gösterilmiş.
Müzik Direktörü David Randall ve Jo Cichonska'nın aranjmanlarıyla iki kişilik mini orkestrası, bu sorunlu evdeki dramaya güçlü bir eşlik sağlıyor. Zengin ve melodik tınılardan keskin ve köşeli seslere uzanan bu işitsel dünya, sahnedeki aksiyonla tam bir uyum içinde.
Eseri çok sevmeme rağmen, oyunun hala biraz daha işlenmeye ihtiyacı olduğu bir gerçek. Bu "işlenmemiş mücevheri" parlatmak, duygusal yoğunluğu daha da artıracaktır. Koro bölümlerindeki bazı anların tam oturmadığını ve biraz uyumsuz kaldığını hissettim. Oyunun açılışının daha derli toplu olması, hikayenin daha erken ivme kazanmasına yardımcı olabilir.
Buna rağmen, İngiliz müzikallerinin geleceği emin ellerde görünüyor. Klasik "jukebox" (hazır şarkılardan oluşan) veya film uyarlaması furyasından kaçınan, orijinal bir hikayeye odaklanan bir müzikal görmek harika.
Eğer Next To Normal gibi müzikallerin hayranıysanız, The House Of Mirrors and Hearts tam size göre. Karanlık, psikolojik ve beni oyun boyunca şaşırtmaya devam eden bir yapım. The House Of Mirrors And Hearts, 1 Ağustos 2015 tarihine kadar Arcola Tiyatrosu'nda sahnelenmeye devam ediyor.
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy