Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: Undetectable, King's Head Theatre Londra ✭✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

Julian Eaves

Share

Julian Eaves, Tom Wright'ın kaleme aldığı ve Rikki Beadle-Blair'in yönettiği, şu an Londra'daki King’s Head Theatre'da sahnelenen Undetectable oyununu inceliyor.

Lewis Brown ve Freddie Hogan. Fotoğraf: Nick Rutter Undetectable

King's Head Theatre

18 Şubat 2020

4 Yıldız

BİLET AL

Geçtiğimiz yılki başarılı çıkışının ardından bu tiyatroya geri dönen, genç oyuncudan yazarlığa adım atan Tom Wright'ın bu harika iki kişilik oyunu, baştan sona keyif veren ve gerçek bir sihir yaratan bir yapım. Rikki Beadle-Blair'in ustalıkla yönettiği prodüksiyonda, bir yatak odasında ve çevresinde geçen, az giyimli – hatta yer yer giysisiz – iki çekici genç erkeğin bu karşılaşması, ilginç bir yeni soluktan çok şey vadeden canlı bir diyalog sunuyor.

İki oyuncu arasında Freddie Hogan, aksiyonun temel başlatıcısı ve kışkırtıcısı olan Lex rolüyle en avantajlı payı alıyor. Bu zorluğun altından üstün bir gayretle kalkan Hogan, dramatik yeteneklerinin büyüleyici çeşitliliğini sergiliyor: Karakterle kişisel bir bağ kurup kurmamanızdan bağımsız olarak, bu uzman performansını izlemek tam bir görsel şölen. Hogan'ın yüzü son derece etkileyici ve ustaca yazılmış bu roldeki her ruh hali ve ton değişimine mükemmel uyum sağlıyor. Lewis Brown'ın işi ise çok daha zor; zira Lex'in hayat enerjisinin üzerine sürekli soğuk su döken, nevrotik ve negatif Bradley karakterini canlandırıyor. Bu ikiliyi birbirine bağlayan şeyin ne olduğu biraz muamma: Saygın bir yatak odasında geçen bu sahnelerden önce, Lex'in (muhtemelen) üç uzun seksiz ay boyunca Bradley'nin peşinden koştuğuna inanmamız bekleniyor.

Freddie Hogan ve Lewis Brown. Fotoğraf: Nick Rutter

Evet, buradaki cinselliğe yaklaşım biçiminde dokunaklı bir şekilde eski moda ve hatta nostaljik bir yan var. Özellikle karakterlerin geçmiş hikayelerini düşündüğümüzde (ki buna geleceğim) bu pek inandırıcı gelmeyebilir; ancak birinin durdurulamaz enerjisi ve diğerinin katı, utangaç reddedişleri karşısında bunun pek bir önemi kalmıyor. Bu bir fikir oyunu; olay örgüsündeki boşlukları kurcalamaktan ziyade karakterlerin 'ne' dediğine kulak vermemiz gerekiyor.

Zaten, prodüksiyonun asıl zirve noktasıyla karşılaştığınızda tüm bunlar önemsizleşiyor; ki bu zirve bedensel bir yakınlaşmada değil. Havai fişekler, Beadle-Blair'in aksiyon kurgusu, zarif dekor tasarımı ve gece kulübü ritimlerinden oluşan kendi bestelediği ses kuşağının muazzam senteziyle patlıyor. Bu atmosfer, Richard Lambert'in titizlikle kurgulanmış ve kusursuz ışık tasarımıyla unutulmaz bir canlılık kazanıyor. Işığın bu dönüşümdeki rolüne dair ipuçları zihnimize erkenden yerleşiyor, ancak sonuçlar geldiğinde beklenmedik olduğu kadar hayret verici de oluyor. (Brown da bu an için şansına küsmeli, çünkü yeteneklerini tam anlamıyla ne kadar sergileyebileceğini o an görüyoruz.) Aslına bakarsanız, gençlerin mevcut mizansenlerinden uzaklaştıkları o bölüm, oyunun teatralliğinin ve karakterlerin kimliklerinin gerçekten parladığı andır. İzleyici olarak, metnin o ana kadarki bitmek bilmeyen soru-cevap formatından kurtulup, gey sahnesinin hedonist zevkleri ve telaşlı güvensizlikleriyle dolu o şekillendirici deneyimlerini yeniden yaşarken onları nihayet sevmeye başlıyoruz. Kabul etmek gerekir ki bu yazım tarzı 'The Inheritance' oyununun atmosferini ve üslubunu biraz andırıyor, ancak bunu çok lezzetli bir minyatür tadında sunuyor ve bu da değerinden hiçbir şey eksiltmiyor.

Lewis Brown ve Freddie Hogan. Fotoğraf: Nick Rutter

Ancak 75 dakikanın sonunda her şey bitiyor ve bu deneyimden kendi payınıza ne düşerse onu alıp gidiyorsunuz. Kendi adıma, meyvelerini Park Theatre'daki 'My Dad's Gap Year' ile vermeye başlayan yönetmen ve yazar iş birliğinin yeni bir oyun üzerinde çalıştığını öğrenmekten mutluluk duydum. Burada neredeyse her yöne evrilebilecek, süregelen bir tartışma hissi var. 'Gap Year'ı kaçırdım ama yayımlandı ve mutlaka okuyacağım. Bu arada, geleceğin gelmesini beklemeyin; gidin ve bu güncel sunumu hemen görün. Gerçekten etkileyici.

7 Mart'a kadar King's Head Theatre'da.

BİLET AL

}

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US