HABERLER
ELEŞTİRİ: A Lesson From Aloes, Finborough Theatre ✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Tim Hochstrasser
Share
Tim Hochstrasser, Athol Fugard'ın Londra'daki Finborough Tiyatrosu'nda sahne alan A Lesson From Aloes oyununu değerlendiriyor.
Dawid Minnar ve Janine Ulfane, A Lesson From Aloes kadrosunda. Fotoğraf: Alixandra Fazzina A Lesson from Aloes
Finborough Tiyatrosu
5 Mart 2019
4 Yıldız
Bilet Alın Athol Fugard elli yılı aşkın süredir tiyatro sahnelerinde eserler veriyor ve külliyatı yeniden canlandırılmaya ve değerlendirilmeye değer pek çok oyunla dolu. Bu bahar sezonu Londra'ya iki önemli yapıtını taşıyor: kariyerinin başlarındaki Blood Knot ve 1970'lerin sonunda, tam da yazarlık basamaklarında uluslararası başarı yakalamadan hemen önceki dönemine ait olan bu oyun. A Lesson from Aloes doğrudan çatışmacı bir oyun gibi görünmese de yazıldığı dönemin bir yansıması olarak Güney Afrika otoriteleri tarafından -ırkçılığın (apartheid) en üst seviyede olduğu dönemde- yasaklanmanın eşiğinden dönmüştü. Bu yapım, oyunun 35 yıl aradan sonra Londra'da sahnelenen ilk prodüksiyonu olma özelliğini taşıyor.
David Rubin, A Lesson From Aloes temsilinde. Fotoğraf: Alixandra Fazzina
Oyun iki perdeden oluşan üç kişilik bir dram. Kendimizi Port Elizabeth banliyösünde, eksantrik bir hayat süren orta yaşlı bir çiftin kasvetli, köhne ve sıradan evinde buluyoruz. Yıl 1963; Piet Bezuidenhout (Dawid Minaar) ve eşi Gladys (Janine Ulfane) farklı nedenlerle tahammüllerinin sonuna gelmiş durumdalar. Geleneksel bir Afrikaner çiftçisi olarak yetişen Piet, yıllarca süren kuraklık nedeniyle topraklarından olmuş ve hayatını otobüs şoförlüğü yaparak, bir yandan da liberal siyasete ve rejime karşı direniş saflarına ucundan dahil olarak sürdürmektedir. Zor zamanlara karşı dikbaşlı direnişini ve köklerinden kopmama kararlılığını simgeleyen sukulent (aloe) koleksiyonunda teselli aramaktadır. Karısı Gladys ise akıl hastanesinden yeni dönmüş, sinirli bir kaygı ve başlangıç aşamasında bir panik hali sergileyerek günlük hayata çok daha kırılgan bir tutunuş sergilemektedir.
Janine Ulfane, A Lesson From Aloes'te. Fotoğraf: Alexandra Fazzina
İlk perdenin büyük bir kısmı hikâyeyi kurmaya ayrılmış; Piet ve Steve'in (David Rubin) mensup olduğu grubun faaliyetlerini polise bir muhbirin ihbar etmesinden sonra hapisten yeni çıkan karma ırklı bir ailenin geliş hazırlıkları etrafında şekillenen bu kısım, yer yer biraz fazla ağır ilerliyor denilebilir. İkinci perde ise Steve'in yalnız gelişi ve ardından önce dolaylı, sonra açıkça tartışılan "Acaba muhbir Piet miydi?" sorusu üzerine kuruluyor. 1978 yılı için oldukça vurucu olan bir diğer ana tema ise rejim karşıtlarının kalıp savaşması mı, yoksa Steve'in İngiltere vizesi alarak yaptığı gibi gitmesi mi gerektiği üzerine.
Bu elbette siyasi bir oyun, ancak Janet Suzman’ın hassas rejisiyle yeniden sahnelenmesini haklı çıkaran şey, konuya olan dolaylı ve dramatik açıdan doyurucu yaklaşımı. Oyunun göstermeye çalıştığı şey, o dönem bile artık tekrar anlatılmasına gerek duyulmayan ırkçı rejimin kötülüğü değil, baskıcı bir sistemin bireyler üzerindeki sinsi sonuçları. Gladys'in nevrotik bir şekilde deliliğe sığınması, rejimin tetiklediği korkuya verilen en doğrudan tepkiyken; Steve’in sürgün hayatına kaçışı bir başkası. Piet ise ayakta ve dik dursa da ancak etkisiz, sembolik bir şekilde ve sadece aloe bitkileriyle dostluk ederek hayatta kalabiliyor.
Dawid Minnar ve Janine Ulfane, A Lesson From Aloes'te. Fotoğraf: Alixandra Fazzina Oyunu ima ettiği o mutlak kasvet ve çaresizlikten kurtaran şey, özellikle Fugard'ın vites yükselttiği ikinci yarıdaki canlılık ve mizah dolu üslubu. Elbette buna, her üç oyuncunun da Finborough'nun o küçük sahnesine bazen sığamayacak kadar yoğun ve çarpıcı karakter portreleri çizdiği oyunculuk kalitesini de eklemek gerek. Minaar, hem Piet'in kaya gibi sağlam bireyciliğini hem de karısının acılarına ve çevresindeki adaletsizliğe karşı kelimelere dökemediği şefkatini başarıyla yansıtıyor. Karakterin muhbir olabileceğine dair belirsizliği de gayet ikna edici bir tonda sunuyor. Ulfane, kırılgan bir dengesizliği ustalıkla aktarıyor; sahnede yaşadığı ve kontrol kaybıyla sonuçlanan iki kriz anını izlemek, olması gerektiği gibi oldukça sarsıcı. Ancak bu asla karikatürize bir performans değil; Tennessee Williams karakterlerini anımsatan ışık-gölge oyunları ve hüzünlü geri çekilmelerle dolu. Rubin ise belki de en zorlu role sahip: İkinci perdede brio ile sahneye girip karmaşık duyguları hızla geliştirmesi gerekiyor. Onun performansı, çekicilikle dolu ama yavaş yavaş çözülen şüphe ve acı tonlarını da içeren değişken bir ruh hali yansıtıyor. Üç oyuncu da hareket alanı neredeyse hiç yokken mucizeler yaratıyor (ön sırada oturan eleştirmeniniz dizlerini çekmek için elinden geleni yaptı!).
Finborough'da sıkça gördüğümüz gibi, mekanın kısıtları yaratıcı ekibi büyük işler başarmaya itmiş. Norman Coates, yaratılması en zor şeylerden biri olan o sıradan ve kasvetli havayı hissettiren müthiş bir dekor tasarlamış. Bahçe ve iç mekan büyük bir ekonomi ve canlılıkla sunulurken, başrol tabiri caizse aloe bitkilerine ayrılmış. Ses tasarımcısı Rachael Murray, bu tükenmiş çiftin ev hayatını ve sokak gürültülerini hassas bir paletle duyururken, Mannie Manim'in ışık tasarımı sadece öğleden akşama zamanın geçişini değil, Güney Afrika'nın o yakıcı güneşini ve uzayan alacakaranlığını da hissettiriyor.
Sonuç olarak bu oyun, siyasi baskının ve çatışmanın kıyısındakiler için bile doğurduğu insani sonuçların, korkunun en iyi niyetleri bile nasıl yozlaştırabileceğinin etkileyici ve düşündürücü bir incelemesi. Siyasi temaları işleyen ve Fugard'ın o gölgelerdeki nüansları yakalama becerisine yaklaşabilen yeni yazar sayısı çok az; sırf bu nedenle bile onun eski eserleriyle yeniden bağ kurmakta hâlâ büyük fayda var.
A LESSON FROM ALOES İÇİN BİLET ALIN
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy