Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: Her Big Chance, Talking Heads ✭✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

paul-davies

Share

Paul T Davies, Alan Bennett'in kaleme aldığı ve şu an BBC iPlayer üzerinden izlenebilen Talking Heads serisinin bir parçası olan Her Big Chance'te Jodie Comer'ı mercek altına alıyor.

Jodie Comer Talking Heads: Her Big Chance.

Şu an BBC iPlayer'da yayında.

4 Yıldız

Hemen İzle

Klasikleşmiş televizyon oyunlarını yeniden uyarlamanın en büyük risklerinden biri ve izleyici cephesindeki o malum çekince; orijinal yapımın o denli sevilmiş olmasıdır ki, ilk performansı zihninizden söküp atmak neredeyse imkansızdır. Talking Heads'in bu yeni serisi tam da bu noktada büyük bir keyif veriyor; her bir oyuncu orijinal performansın gölgesinde kalmadan onunla yan yana durmayı başarıyor. Hatta birkaçı (şahsi fikrimce özellikle Tamsin Grieg ve Martin Freeman) rolleri tamamen sahiplenmiş durumda. Her Big Chance ise, metinde ve konuşma kalıplarında orijinal oyuncu Julie Walters'ın sesini hala duyabildiğim tek bölüm. Bunun iki sebebi var: Birincisi, eserin belli ki Walters düşünülerek yazılmış olması; ikincisi ise Bennett'ın en başarılı işlerinden biri olan ve ezbere replikler çıkarabileceğim bu monoloğa duyduğum o hafif saplantı.

Ancak bu durum, Jodie Comer’ın Lesley performansından hiçbir şey eksiltmiyor. Lesley; figüranlık bile yapsa profesyonelliğiyle gurur duyan, Roman Polanski’nin Tess filminde (kağnının arkasındaki Chloe rolüyle) yer almış ve şimdi kendisini meşhur edeceğini umduğu bir rol kapan bir oyuncu. Ancak sahne arkasında gördüğümüz şey, bu rolün onu meşhurdan ziyade "kötü şöhretli" yapacağı; zira karşımızdaki proje belli ki önce Almanya’da, muhtemelen de Türkiye’de vizyona girecek düşük bütçeli bir erotik film. Lesley neden her zaman "hafifmeşrep kız" rollerine uygun görüldüğünü merak eder durur; saflığı ve başarı arzusuyla, kariyerine zerre faydası dokunmayacak erkeklerle birlikte olur.

İlk gösterimden bu yana değişen en temel şey kuşkusuz #MeToo hareketi oldu. Spud gibi adamların, Lesley ile sadece yatma derdinde olmadıklarına dair ısrarları (“Otelcilik okuyan bir oğlum, tek böbrekli bir kızım var” diyerek onu ikna etmeye çalışması) hala gülümsetse de artık çok daha kirli ve itici hissettiriyor. Ancak bu durum bu yeni çevrime taze bir soluk katmış; Comer, Lesley’nin kırılganlığını daha da ön plana çıkarmış. Josie Rourke'un yönetmenliği ise karakterle aramıza bir miktar mesafe koyuyor; ilk sahnenin pencerenin arkasından çekilmesi bizi Lesley’den biraz uzaklaştırıyor. Öte yandan zaten "gerçek" Lesley’i asla tam olarak göremiyoruz; o her zaman bir performansta, gerçek benliği ise kameraya fırlatılan o anlık hüzünlü ve utanç dolu bakışlarda gizli. Tüm bunlar kulağa kasvetli gelse de, hikâye aslında kusursuz bir komedi. “Bana sakın turuncu naylon demeyin, bir keresinde Richard Attenborough’yu idama mahkum eden bir jürideydim!” gibi favori repliklerim, Lesley’nin o hazin şöhret arayışına acı acı gülümsetmeye devam ediyor. Bugün olsa muhtemelen işi reality şovlara kadar götürür ve daha fazlasını riske atardı.

An Ordinary Woman incelememizi okuyun. The Shrine incelememizi okuyun. Soldiering On incelememizi okuyun.

 

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US