Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: Standing At The Sky's Edge, Gillian Lynne Theatre ✭✭✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

paul-davies

Share

Paul T Davies, Gillian Lynne Tiyatrosu'na taşınan Standing At The Sky's Edge müzikalini değerlendiriyor.

Ekip. Fotoğraf: Brinkhoff Moegenburg Standing At the Sky’s Edge (West End)

Gillian Lynne Tiyatrosu.

29 Şubat 2024

5 Yıldız

BİLET REZERVASYONU YAPIN

National Theatre'dan transfer olan Richard Hawley ve Chris Bush imzalı bu görkemli müzikal, o güçlü ve kusursuz hikaye anlatımını zerre yitirmeden karşımıza çıkıyor. Sheffield'daki Park Hill Sitesi. Tek bir daire, üç farklı zaman dilimi. 1960 yılında, iyimserlik rüzgarlarını arkasına alan Harry ve Rose, "gökyüzündeki sokaklara" büyük bir umutla ve Harry'nin deyimiyle gecekondulardan kurtulmanın şükranıyla taşınırlar. 1989'da mülteci Joy, amcası ve yengesiyle birlikte, "kötü adamlar" yüzünden kapılarını hep kilitli tutmaları uyarısıyla içeri adım atarlar; zira site artık herkesin kaçmak istediği bir harabeye dönüşmüştür. Ancak yapı, koruma altındaki tarihi bir eser olduğu için yıkılamaz ve soylulaştırma sürecinden geçer. 2015'te ise Poppy, internetten verdiği lüks market siparişleri ve özel aromalı cinleriyle, geçmişteki bir ayrılığın acısından kaçarak ama onu asla tam olarak geride bırakamayarak daireye yerleşir. Britanya tarihini, endüstrinin Thatcher dönemi politikalarıyla çöküşünü, umutsuzluğu ve hayatta kalma mücadelesini konu alan bu yapım; hem yürek burkan hem de ruhu şahlandıran dengesiyle diğer tüm West End müzikallerinin üzerinde yükseliyor.

Lauryn Redding (Nikki), Laura Pitt Pulford (Penny) ve ekip. Fotoğraf: Brainkhoff Moegenburg

Eseri tekrar izlediğimde beni her zamankinden daha fazla etkileyen şey; mevcut toplumumuzda tehdit altında olan aidiyet duygusu, topluluk olma arzusu ve birlikteliğin gücüne yapılan çağrı oldu. Şarkı sözleri ile metnin iç içe geçişi Sheffield çeliği kadar pürüzsüz, güzel ve sağlam. Oyuncu kadrosu tek kelimeyle mükemmel; Harry rolünde muazzam bir iş çıkaran Joel Harper-Jackson ve Rose rolünde harikalar yaratan Rachel Wooding eserin kalbi gibi atıyorlar; onların eve yerleşme süreci ve bıraktıkları miras, sonraki nesilleri de derinden etkiliyor. Oğulları Jimmy, Joy ile bir hayat kurarken, kızları Connie (Mel Lowe'un anlatıcı performansı çok başarılı), dairesini Poppy'ye satan o emlakçı olarak karşımıza çıkıyor. Wooding "After the Rains Have Gone" parçasını seslendirdiğinde, seyirci nefesini tutuyor; sadece karakter için değil, kaybedilen toplumsal bağlar ve umutlar için kolektif bir yas tutuluyor. Joy rolündeki Elizabeth Ayodele, Samuel Jordan'ın sadakat dolu bir performansla hayat verdiği Jimmy'ye duyduğu aşkta isminin hakkını veren pek çok neşe anı buluyor. Poppy rolündeki harika Laura Pitt-Pulford ile Nikki rolündeki muhteşem Lauren Redding arasındaki komik anlar ise oyuna ihtiyaç duyulan o hafifliği katıyor. Redding, Poppy'den özür dileyip yeni bir başlangıç istemek için kapısına dayandığı "Open Up Your Door" sahnesiyle gösterinin yıldızı oluyor.

Ekip. Fotoğraf: Brinkhoff Moegenburg

Sahneleme, devasa Olivier tiyatrosuna kıyasla biraz daha dar bir alanda kurulmuş ancak aksiyonun bu denli yakın oluşu bizi topluluğun bir parçası haline getiriyor. Robert Hastie’nin yönetimi akıcı ve ustalıkla kurgulanmış; karakterlerin sahnede nadiren yalnız kaldıklarını, genellikle hareket halindeki bir koro eşliğinde olduklarını fark ettim. Bu durum, koronun bazen dikkat dağıtabilmesine rağmen, yalnızlık anlarını daha da vurucu kılıyor. Yapı çok sağlam temeller üzerine kurulu; birinci perdenin kapanışındaki "There’s A’Storm A’Coming", site çöküşe sürüklenirken duyularınızı sarsıyor. Ancak finaldeki "As The Dawn Breaks", duvarda parıldayan "I Love You, Will You Marry Me" grafitisi eşliğinde umudu yeniden yeşertiyor. Bir seyirci topluluğunun aynı anda nefesini tutması, ağlaması ve keyifle iç çekmesi hala eşsiz bir duygu. Mimari açıdan her ne kadar "Brütalist" olsa da, bu müzikal şefkatli bir dokunuş gibi; tatlı ve hüzünlü. Görkemli.

DİĞER PRODÜKSİYON GÖRSELLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US