Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: Horse Country, Headgate Theatre Colchester ✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

paul-davies

Share

Paul T Davies, Colchester Headgate Theatre'da Flying Bridge Theatre tarafından sahnelenen Horse Country oyununu değerlendiriyor.

Horse Country.

Headgate Theatre, Colchester.

15/02/21

3 Yıldız

Headgate Theatre Web Sitesi

Flying Bridge Theatre ve Colchester Fringe Encore iş birliğiyle sunulan bu yapımın üzerinde Samuel Beckett'ın gölgesi belirgin bir şekilde hissediliyor. Beckett'ın dehasının bu kadar çok yazarı etkilemiş olması hem bir lütuf hem de bir lanet; zira C J Hopkin’in metni, Godot'yu Beklerken ile yapılacak kıyaslamalardan hiç kaçınmıyor. Neredeyse bomboş bir sahnede Sam ve Bob konuşuyor, şakalaşıyor, Horse Country (Amerika) üzerine yorumlar yapıyor ve dördüncü duvarı sık sık yıkıyorlar. En azından Godot'da anlatıyı bölen üç karakter daha vardır ve bir değişim potansiyeli bulunur. Burada ise Hopkin’in kaleminden çıkan metin, hem yerinde sayıp hem de aynı anda daireler çizerek ilerlemek gibi nev-i şahsına münhasır bir iş çıkarıyor.

Bu, sinir bozucu bir tiyatro deneyimi; özellikle de oyun harika sahnelendiği için bu böyle. Daniel Llewellyn-Williams ve Michael Edwards, sözlü jimnastik gerektiren replikleri büyük bir ustalıkla birbirlerine paslıyorlar. Başlangıçta oyun "Vahşi Batı" döneminde geçiyormuş gibi görünse de kısa sürede son dönem aşırı sağcı yaklaşımları da kapsayan bir Amerikan tarihi anlatısına dönüşüyor. Bir boşlukta mahsur kalan karakterler, insanların aslında ne kadar az özgürlüğe sahip olduğunu gösterirken özgürlükten, seçeneklerin olmadığı bir yerde ise seçim yapmaktan bahsediyorlar. Ara sıra da çenelerini sıvazlayarak bize sadece bir oyun izlediğimizi hatırlatıyorlar. Benim için bu yaklaşımın sorunu şu: Karakterleri izlemeyi bırakıp sadece rol yapan oyuncuları görmeye başlıyorum, bu da bir süre sonra yorucu hale geliyor. Bu tür oyunlar, genellikle seyirciden ziyade oyuncular için daha eğlenceli görünen cinsten oluyor.

Eserin hoş bir gerçeküstü tarafı var; birini öldürmüş olabileceklerine ya da bir trafik kazasına karıştıklarına dair imalar barındırıyor. Yönetmen koltuğunda "The Play That Goes Wrong" ile tanınan Mark Bell oturuyor, ancak buradaki yönetim biraz durağan kalmış; sadece bir enerji ve şiddet anı gerçekten öne çıkıyor. Yiğidi öldürüp hakkını yememek gerekirse, oyun izledikten sonra zihninizde yer ediyor ve üzerine kafa yormayı hak ediyor. Örneğin; Sam karakteri Uncle Sam'i (Sam Amca) mi temsil ediyor? O ele geçirilemeyen karo dokuzlusu, maddi aşırılık arayışını mı simgeliyor? (Bence öyle). Eğer bu tarz bir tiyatro anlayışından keyif alıyorsanız, bu oyun tam size göre.

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US