HABERLER
ELEŞTİRİ: The Silver Tassie, National Theatre ✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Stephen Collins
Share
Ronan Raferty, The Silver Tassie oyununda Harry Heegan rolünde. Fotoğraf: Tristram Kenton The Silver Tassie
National Theatre
18 Mayıs 2014
4 Yıldız
Küçük bir kasaba dans salonu. Sigara dumanının isi, kıyafetler ve hatta müziğin ritmi bile geçmiş bir dönemi çağrıştırıyor. Köşedeki küçük bando, kadifemsi sesi ve yakışıklılığıyla kasabanın gözdesi olan gence eşlik ediyor. Altı kadın, asker partnerleriyle dans ediyor. Üniformalarından asker olduklarını anlıyoruz. Başlangıçta kadınlar mutlu görünüyor ama dans ilerledikçe, ışıklar değiştikçe ve çiftler öne çıktıkça aslında hiç de mutlu olmadıkları belli oluyor. Çünkü askerleri gerçek, yaşayan birer insan değil; eski hallerinin birer kabuğu, birer gölgesi gibiler. Ve o muazzam kadınlar, onları ayakta tutmak, hayata tutundurmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Birkaçı sendeliyor ama kadınlar onları hemen toparlıyor. Ve ritim devam ediyor.
Bu son derece güçlü ve akıldan çıkmayan sahne, Howard Davies'in Sean O'Casey'nin ihmal edilmiş oyunu The Silver Tassie'yi National Theatre'ın Lyttleton sahnesinde hayat verdiği muhteşem canlandırmasının kapanışını yapıyor. Bu sahne sadece O'Casey'nin oyununu bitirmek için mükemmel bir yol değil, aynı zamanda National Theatre'ın varlık amacının ve neler başarabileceğinin ustaca ve yankı uyandıran bir kanıtı.
Lyttleton sahnesi son yedi yıldır pek de başarılı yapımlara ev sahipliği yapmadı; oyunlar genellikle tuhaf ve anlaşılmaz nedenlerle burada sahnelendi. Ancak Davies, The Silver Tassie ile bu alanın ne işe yaradığını ve National Theatre'ın imkanları ile vizyonunun nasıl tiyatro harikaları yaratabileceğini gösterdi.
Genelde Lyttleton'daki setler sadece harcanan paranın kokusunu verir. Kaçınılmaz olarak pahalı ve geniştirler ama nadiren tasarlandıkları metni destekler veya aydınlatırlar. Fakat Vicki Mortimer'ın bu oyun için hazırladığı dekor, bu hataların hiçbirine düşmüyor.
Dekor tek kelimeyle büyüleyici. İlk perdedeki kasvetli ve salaş ama bir o kadar gerçekçi gecekondu atmosferi, orada yaşayan İrlandalıların yoksulluğunu, hayatlarının sertliğini ve belirsizliğini çok iyi anlatıyor. Bu gerçekçilik, metindeki değişime paralel olarak, seyircinin gözleri önünde etkileyici bir şekilde Birinci Dünya Savaşı savaş meydanlarının dışavurumcu bir tasvirine dönüşüyor.
Ardından, ilk iki perdenin dünyalarının çarpıştığı, hem gerçekçi hem de sembolik öğeler taşıyan bir hastane ortamına evriliyor. Sonunda hastane yerini sessizce ve hüzünle bir dans salonunun bekleme odasına, arka planda hayatın akıp gittiği o küçük ve klostrofobik odaya bırakıyor.
Tasarım ve yönetimle ilgili her şey birinci sınıf. Oyuncu kadrosu da öyle.
Ronan Raferty, Harry Heegan rolünde olağanüstü. Takımına üst üste üç yıl gümüş kupayı (The Silver Tassie) kazandıran, cepheye dönme emirlerini umursamayan, aklı fikri güzel Jessie'de olan, önünde koca bir ömür uzanan ve ailesinin gözdesi o ideal İrlandalı gencin portresini harika çiziyor. Ancak savaşta bacaklarını kaybediyor ve son iki perdede Raferty, yıkılmış, çaresiz ve sevdiği kadın tarafından terk edilmiş bir adamın portresini kusursuz bir şekilde yansıtıyor. Hayata devam etmektense ölmeyi yeğleyen bu savaş gazisi tasviri, bir tiyatro sahnesinde görülebilecek en sarsıcı performanslardan biri. Annesiyle olan iki sahnesi ise (cepheye gitmeden önceki vedası ve annesinin onu Jessie'den uzaklaştırdığı an) hafızalara kazınıyor.
Harry'nin gümüş kupayı parçaladığı an, normalde çok yapmacık veya melodramatik kaçabilirdi; ama burada öyle değil. Raferty'nin müthiş performansı, Harry'yi tamamen gerçek, inandırıcı ve inanılmaz derecede trajik kılıyor. Raferty'nin geleceğin büyük yıldızlarından biri olacağına hiç şüphe yok.
Raferty'nin yaptığı en zarif şeylerden biri, Harry karakterini titizlikle inşa edip, ardından ikinci perdede bu performansı tamamen bir kenara bırakarak savaşın dehşetini temsil eden bambaşka birini canlandırması. Buradaki oyunu da yine çok ustaca ve sağlam, ancak Harry karakterinden tamamen bağımsız.
Sean O'Casey eminim gökyüzünden bu performansı alkışlıyordur.
Elbette Raferty'nin yanında harika bir ekip var. Özellikle, bu sert ve otoriter İrlandalı anneyi canlandıran muhteşem Josie Walker, her yönüyle büyüleyici.
Walker'ın sahneye ilk girişi, Sylvester (Aidan McArdle) ve Simon Norton'ın (Stephen Kennedy) şamatasını susturup ışıkları kıstığı an, bu sıradışı kadın hakkında sayfalarca diyalogdan daha fazlasını anlatıyor. Walker oyun boyunca kusursuz, ancak üç sahnesi özellikle öne çıkıyor: Jessie'yi sorguladığı an, Harry'ye o yürek burkan sessiz vedası ve oğlunun ruhu tamamen ezildiğinde Jessie'ye gösterdiği o sert tepki. Büyüleyici ve ışık saçan bir performans. Ayrıca finaldeki o kabus gibi dans eden asker silüetlerinin de tam merkezinde o var.
Judith Roddy, dindar Susie Monican rolünde harikalar yaratıyor, özellikle hastane sahneleri çok başarılı. Deirdre Mullins ise itici Jessie karakterinde ışıldıyor ve karakterinin yaşadığı çöküşü izlemek oldukça etkileyici.
İrlanda'nın en tuhaf çifti olarak Aoife McMahon ve Aidan Kelly tek kelimeyle muazzam. Kelly, önce şiddet dolu ve korkunç, sonra ise kırılgan ve mahcup; McMahon ise önce gürültülü ve şatafatlı, sonra ise içki ve utanç içinde kaybolmuş bir kadını başarıyla canlandırıyor. İki yetenekli oyuncudan çok derinlikli performanslar.
Kadroda veya toplulukta kusur bulunacak tek bir isim bile yok. Davies, elindeki malzemeyi olabilecek en iyi forma sokmayı başarmış. Yarattığı o acı ve parıltı dolu anlar hafızalardan silinmeyecek.
Oyun belki bir başyapıt değil. Ancak İrlanda tiyatro tarihinin bu kadar önemli bir parçasını modern bir sahnede izleyiciyle buluşturmak, National Theatre'ın kesinlikle yapması gereken işlerden biri. Üstelik bunu sadece sergileyerek değil, orijinal metnin bile ötesine geçen, dopdolu ve tamamen tiyatral bir yapımla başarmışlar.
The Silver Tassie, National Theatre'ın ve özellikle Lyttleton sahnesinin neler yapabileceğini açıkça gösteriyor.
Tek kelimeyle şahane!
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy