HABERLER
GEÇMİŞE BAKIŞ: Alastair Natkiel
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Sarah Day
Share
Geçmişe Yolculuk Perşembesi'nde (Throwback Thursday) bu hafta, oyuncu Alastair Natkiel ile kariyeri ve yeni girişimi The Actors Coach üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
Alastair Natkiel 1) Çocukken sahne aldığın ilk oyun neydi ve seni tiyatro dünyasına iten ne oldu?
Sanırım Yavru Kurtlar üyesiyken yer aldığım bir 'Gang Show'du. Balıkçı rolündeydim ve o meşhur klasik 'The Whelk Song'u söylemiştim. Annem o kostümlü fotoğrafımı evde hâlâ duvarında asılı tutar.
Bunun gibi yerel gösterilerin yanı sıra okul oyunlarında da rol aldım. Ailem bu sektörün içindeydi (Babam yönetmendi, annem ise oyunculuk eğitimi almıştı), bu yüzden tiyatro ve televizyon bizim ailece bildiğimiz tek dünyaydı. Çok küçük yaşta Londra'ya gelip Les Mis (Sefiller) müzikalini izledik ve o an "İşte yapmak istediğim şey bu" diye düşündüm. Ne yazık ki o oyun henüz benim için karşıma çıkmadı. Hâlâ vaktim var ama sanırım Enjolras rolünü oynamak için yaşım biraz geçmiş olabilir... 2) Sektördeki herkes için işler çok değişti. Yeni projeler için seçmeler ve provalar konusunda bu duruma nasıl ayak uydurduğunu anlatır mısın?
Tek kelimeyle: Zoom. İlk karantina döneminde Coronavirus Theatre Club kapsamında Twitter üzerinden canlı yayınlanan bir monolog sergiledim. Korkutucu bir deneyimdi! Ama her şeyin provasını Zoom üzerinden yaptık (yönetmen Joshua Goodman ile birlikte). Şimdi de yazar E. L. Norry ile yine Zoom üzerinden görüşerek, bunu imkan bulduğumuzda sahnelemeyi umduğumuz tek kişilik bir oyuna dönüştürmek için çalışıyoruz.
3) Harika bir BBC draması olan 'Line of Duty'deki Lee Banks rolü de dahil olmak üzere hem tiyatroda hem de televizyonda çalışıyorsun. Ekran önünde çalışmak tiyatrodan nasıl ayrılıyor ve senin bir tercihin var mı?
Bir tercihim olduğunu söylemek zor. İkisinin de sevdiğim yanları ve alışılması gereken farklı zorlukları var.
Özellikle yayınlandığı sırada tüm ülkenin konuştuğu 'Line of Duty' gibi hit bir projede yer almak gerçekten büyüleyici.
4) Bu pandemi süreci boyunca yaratıcılığını ve konsantrasyonunu nasıl korudun?
Bahsettiğim monolog dışında, (Zoom üzerinden Mixing Networks tarafından düzenlenen) haftalık kamera önü oyunculuk derslerime devam ettim ve bir film senaryosu yazmaya başladım. Uzun zamandır yazmak istiyordum ve sonunda iyi olabileceğini düşündüğüm bir fikir buldum.
5) Ayrıca kendi şirketin olan The Actors Coach var. Bunun nasıl başladığından ve oyuncularla yaptığınız çalışmalardan bahseder misin? Yıllardır ders veriyorum; kendi tiyatro okulumda (Make Believe Rotherhithe) ve diğer çeşitli alanlarda. Dolayısıyla çok tecrübeliyim. Karantina başladığında, oyuncuların grup derslerinin yokluğunda yeteneklerini geliştirmeye devam edebilecekleri ve formda kalabilecekleri bir hizmet sunmak istedim. The Actor’s Coach böylece doğdu.
Zoom üzerinden birebir çalışıyoruz; televizyon senaryoları, self-tape çekimleri, monologlar, drama okulu hazırlıkları, şarkı eşliğinde oyunculuk gibi... Aslında kişi neye odaklanmak istiyorsa ona odaklanıyoruz!
6) Sahnede yaşadığın en iyi veya en komik anılarından birini anlatır mısın?
Anlatırsam başımın belaya girebileceği pek çok komik anı var. Ama West End'deki ilk gecemde, ilk sahnemde gülme krizine sokulduğum anı asla unutamam. Failin adını yine vermeyeceğim ama 'Shrek the Musical'dı ve kendisi yemyeşildi. Kim olduğunu isterseniz tahmin edebilirsiniz.
Öte yandan, o gece muhtemelen bana en güzel anımı da yaşattı. "Freak Flag" şarkısının sonunda seyirciye baktığımda, beni izlemeye gelen ailemin ve arkadaşlarımın ayağa kalkıp çılgınca alkışladıklarını gördüm. West End sahnesine çıkabilmek için 7 yıl boyunca seçmelere girmiştim ve tüm o zorlu çalışmanın, kalp kırıklıklarının karşılığını almış gibi hissettim. Bunu düşündüğümde hâlâ duygulanırım.
7) Kulisinde her zaman bulunan üç şey nedir? Uğur getiren eşyalar, sahneye yardımcı olan şeyler veya mavi M&M şekerleri gibi...
Hmm... Pek batıl inançlarım yoktur, bu yüzden yanımda her zaman taşıdığım özel bir şey yok. Gala gecesi kartlarını severim, bu yüzden aldığım her kartı mutlaka bir yere iğnelerim. Ve terlik. Terliklerim her zaman yanımdadır.
8) Son zamanlarda okuduğun en sevdiğin oyun hangisi?
Yılın başında seçmelerine girdiğim 'Straight White Men' adlı oyun. Ne yazık ki rolü alamadım ama büyüleyici bir oyun.
9) Hayatın bir oyun olsaydı adı ne olurdu ve neden?
'Son Dakikaya Bırakılanlar'. Sanırım bunun pek açıklamaya ihtiyacı yok!
10) Hem 2020 hem de yeni mezun olacak 2021 mezunlarına ne tavsiye verirsin?
Her oyuncunun dirençli olması gerekir ama belki de şu anki mezunların geçmişteki her dönemden daha fazla dirençli olmaya ihtiyacı var. Sektörün güçlü bir şekilde geri döneceğine yürekten inanıyorum, bu yüzden mevcut fırsat eksikliği nedeniyle cesaretinizi kırmayın. Bunun yerine sahaya çıkın ve kendi fırsatlarınızı yaratmaya çalışın. Pozitif, ısrarcı ve en önemlisi sabırlı olun. Oyunculuk kariyeri inişli çıkışlı, tuhaf bir yolculuktur; eğer gerçekten istiyorsanız peşini bırakmayın, çok çalışın ve zamanınız gelecektir."
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy