Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: Boom Bang-A-Bang, Above The Stag ✭✭✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

Julian Eaves

Share

Julian Eaves, Jonathan Harvey'ın şu an Vauxhall'daki Above The Stag Theatre'da sahnelenen Boom Bang-A-Bang komedisini inceliyor.

Boom Bang-a-BangAbove The Stag 7 Mayıs 2019 5 Yıldız Bilet Al Her yıl düzenlenen o görkemli Eurovision Şarkı Yarışması rüzgarıyla (bu ayın 18'inde, eğer dünyadan bihaberseniz söylemiş olalım) tam zamanında buluşan Jonathan Harvey'ın bu kusursuz üç perdelik oda komedisi, bizi 90'ların ortasına götürerek o günlerden bugüne pek de değişmeyen, "sarpa saran" ilişkilere muzip bir bakış atıyor. Bu Harvey'ın altıncı oyunu; klasik üç perdelik oyun formunu alıp günümüz değer yargılarıyla harmanlayarak kaleye gol atan, son derece başarılı ve hayat dolu bir eser. Ayckbourn'un yapısal ustalığını andıran oyun, yazarın kendine has o keskin mizahıyla harmanlanmış. Taptaze ve zekice kurgulanmış esprilerle dolu olan oyun, adeta bir işitsel şölen sunuyor. Her karakter, çevresindekilere büyük bir zeka ve alaycılıkla saldırırken, tam "daha fazla espri gelemez" dediğiniz anda yeni bir kahkaha tufanı başlıyor. Sahnemizin gediklilerinden Andrew Beckett, oyunu zarif bir doğallıkla yönetiyor (insanda Scarborough'lu Usta'yı izliyormuş hissi uyandırıyor). Beckett aynı zamanda kusursuz bir dekora imza atmış; kapıların ve pencerelerin gerçekçiliği büyüleyiciyken, eşyalar ise o "yoksul nezaket" dünyasını fısıldıyor: Kontrplak raftaki cam dekantörde duran konyak, radyatör üzerindeki askıda 'havalanan' gece kulübü tişörtleri... Ve Harvey'in dramatik dehasının ilk meyvelerinden biri olan, yardımsever ama bir o kadar da sinir bozucu komşu Norman (kadrodaki en başarılı tiplemelerden biri olan Joshua Coley, karakteri hem komik hem de tedirgin edici derecede ürkütücü kılmayı başarıyor) tarafından sahneye taşınan o meşhur ekstra sandalye... Bu sırada sehpada çerez kaseleri ve olmazsa olmaz 90'lar kül tablası yerini almış. Parti başlamak üzere: Eurovision ritüelleri yerine getirilecek. Hem de ne ritüeller! Ev sahibi Lee (Adam McCoy, karakterin sempatikliğini harika yansıtıyor), vefat eden erkek arkadaşının başlattığı ev geleneğini sürdürmeye kararlı. Sahneyi dolduran nevi şahsına münhasır tipler arasında 'aklı başında' kalmaya en yakın karakter o. En yakın kız arkadaşı Wendy (ne kadar da yerinde bir isim seçimi!), Tori Hargreaves tarafından büyük bir özgüvenle canlandırılıyor; görünüşte en az 'değişim' yaşayan ve diğerleriyle en az dertleşen o gibi dursa da, hikaye derinleştikçe altından şaşırtıcı ve derin şeyler çıkıyor. Bir de ortamın yıldızı olmaya çalışan Roy var ki, Sean Huddlestan'ın sevimli yorumuyla o tozların ve hapların müdavimi olacağına inanmakta güçlük çekiyorsunuz (sehpada usulca halledilen o küçük çizgilerden bahsediyorum, demiştim ya yoksul nezaketi diye). Yine de bir yangın çıkarmayı başarıyor (bu bir spoiler değil, geleceği çok önceden belli; ama sadece Roy fark etmediği için bu kadar komik!). Daha da patlayıcı olanı ise John Hogg'un canlandırdığı kibar, iyi eğitimli ama genelde işsiz aktör Nick ve onun ayrılmak üzere olduğu korkutucu kız arkadaşı Tania'nın varlığı: Florence Odumosu, bu ağzı bozuk ve baskın karakteri canlandırırken en az bizim izlerken aldığımız kadar keyif alıyor gibi görünüyor. Son olarak, Christopher Lane'in hayat verdiği balonun asit dilli kraliçesi Steph karşımıza çıkıyor; önüne gelenle flört eden (ve hiç seçici olmayan) bu karakter, herkesle zıtlaşsa da bu kayıp ruhlar korosunun vazgeçilmez bir parçası olmayı başarıyor. Robert Draper'ın kostümleri, Andy Hill'in oyuna büyük bir anlayış katan ışık tasarımı ve bizi her şeyin dijitalleşmeden önceki o eski dünyasına geri götüren ses tasarımı tek kelimeyle harika. Hatta keyifli bir patlama sahnemiz bile var. O kargaşa belki olması gerektiği kadar büyük değil, tıpkı iki saat boyunca ağzı bozuk ama sevimli eşliklerine doyamadığımız bu karakterlerin hayatları gibi... Keşke onlarla sonsuza dek yaşayabilseydik.

BOOM BANG-A-BANG İÇİN BİLET ALIN

Fotoğraflar: PBG Studios

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US