Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: Tom Molineaux, Brockley Jack Theatre ✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

Julian Eaves

Share

Tom Molineaux Brockley Jack Studio 25 Mayıs 2017

3 Yıldız

BİLET AYIRTIN

Güney Londra'nın en azılı haydutlarından birinin adını taşıyan, tarihi ve uygun fiyatlı kaliteli pub konseptiyle uyum içinde olan bu girişken ve samimi butik tiyatroya gitmek her zaman bir zevktir.  Burada, mekânın geniş yeme içme olanaklarından yararlanabilirsiniz. Hem içeride hem de biri sigara içilen diğeri içilmeyen iki keyifli teras şeklinde bira bahçesinde bolca oturma alanı mevcut. Ben de öyle yaptım ve yanında güzelce sote edilmiş mevsim sebzeleri ve tereyağlı taze patates ile gelen lokum gibi bir kontrnunu bifteğin tadını çıkardım; üzerine bir kadeh leziz ev yapımı 'Brockley Jack Ale' birasıyla tüm bunlar 14 sterlinin altına geldi.  Ardından salon barındaki kanepelere geçip güzel bir kahve eşliğinde dinlenebilir, sonrasında arka taraftaki tiyatro salonuna geçebilirsiniz.  Şu sıralar bölgedeki bir dizi küçük tiyatroyu (ve Blackburn yakınlarındaki birini) dolaşan, Britanya'nın ilk siyahi spor süperstarlarından biri olan ağır sıklet boksörün hayatını ve kariyerini konu alan bu prodüksiyon için bundan daha iyi bir mekân düşünülemezdi.

Tom Molineaux hafife alınmayacak bir güçtü.  Kendisinden önceki Bill Richmond gibi bir Afro-Amerikalı olan Molineaux, kölelikten özgürlüğünü kazandıktan sonra kendisine İngiltere'de, ana vatanı ABD'den çok daha fazla fırsat sunulduğunu gördü. Soluğu Londra'da aldı ve Richmond'un aksine, meteor hızında parlayan kısa bir kariyerin ardından alkolizmin pençesine düşerek 34 yaşında İrlanda'daki bir askeri kışlada parasız ve evsiz bir şekilde hayata gözlerini yumdu.  Böyle bir karakterin neden ilgi çektiğini anlamak zor değil.  Şanslıyız ki, hayat hikayesinin büyük bir kısmı İrlandalı spor gazetecisi Pierce Egan tarafından titizlikle belgelenmiş. Egan'ın çıplak el boksu gibi vahşi bir uğraşa duyduğu tutku, koca bir kaynak dağ yaratmış. Brockley Jack'in sanat yönetmenlerinden Tom Green de bu kaynaklardan, hem yazar hem de hayranlık duyduğu bu efsanevi figür için 80 dakikalık iki kişilik bir oyun çıkarmayı başarmış.

Hikâyenin buraya kadar olan kısmı gayet umut verici.  Üstelik diğer sanat yönetmeni Kate Bannister da yönetmenliği üstlenerek basit ama işlevsel bir sahneleme kurgulamış; tasarımcı Francis Alston ise atmosfere uygun bir mekan yaratmış, gerçi Bannister sahne imkanlarını daha vurucu bir şekilde kullanabilirdi.  William Ingham imzalı ışıklar, Jack Barton'ın ses tasarımı, Martin Robinson'ın şık dönem kostümleri ve belki de en etkileyicisi RC Annie'nin gerçeği aratmayan dövüş koreografisi takdire şayan.  Başrolde kaslı yapısıyla Nathan Medina'nın tercih edilmesi karaktere güçlü bir inandırıcılık kazandırırken, Brendan O'Rourke de onun karşısında cılız bir muhabir rolüyle canlı bir zıtlık oluşturuyor.   Dahası, prodüksiyon yerel topluluklar ve boks kulüplerinden destek alarak pek çok saygın kurumdan fon toplamayı başarmış.  Bu açıdan bakıldığında, bir 'proje' olarak oldukça başarılı.

Ancak yapımın asıl zorluğu pratikten ziyade estetik tarafta karşımıza çıkıyor.  Bir boksörün hayatını anlatırken, metnin 've sonra şununla dövüştüm...' serisine dönüşmesi tuzağına düşmemek zordur.  Maalesef, kadro ve yaratıcı ekibin tüm çabalarına rağmen, senaryonun Molineaux'nun spor mirasını bir 'en iyi anlar' albümü gibi sunma eğiliminden kurtulması pek mümkün olmamış.  Her ne kadar Timothy Stubbs-Hughes imzalı, bu dövüş biçiminin ardındaki acımasız gerçekleri hissettiren merak uyandırıcı video klipler yer alsa da, Green’in metni ancak nadiren o ağırlığa ulaşabiliyor.  İkilinin durmak bilmeyen konuşmalarına rağmen, oyunun sonunda karakterler başlangıçtaki kadar gizemli ve tam tanınmamış kalıyor.  Daha ciddi bir zayıflık ise Egan'ın bir karakter olarak seçilmesi; bir spor gazetecisinin kendi yazılarından parçalar okumasını dinlemek dramatik açıdan pek sürükleyici değil.  Belki de Richmond ve Molineaux'yu, Lord Byron gibi isimlerin de takıldığı Richmond’ın spor salonunda gösteren bir hikaye tiyatro açısından daha ilgi çekici olabilirdi.  Kim bilir.  Mevcut haliyle bu bir oyundan ziyade görseli bol bir konferans tadında.  Neyse ki bu konferansı verenleri izlemek oldukça keyifli.

3 Haziran'a kadar

TOM MOLINEAUX İÇİN BİLET AYIRTIN

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US