Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: Where Do Little Birds Go?, Vault Festival ✭✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

douglasmayo

Share

Küçük Kuşlar Nereye Gider? (Where Do Little Birds Go?)

Vault Festivali

6 Şubat 2015

4 Yıldız

"Benim adım Lucy Fuller. 24 yaşındayım ve Whitechapel'da yaşıyorum. 18 yaşımdayken Kray ikizleri tarafından kaçırıldım ve firari bir katille birlikte bir daireye kilitlendim." Camilla Whitehill'in yeni oyunu Where Do Little Birds Go?'nun afişi ve tanıtımı böyle diyor. Oyun, ismini Barbara Windsor'ın Lionel Bart'ın ilk müzikali Fings Ain't Wot They Used T'Be!'de söylediği şarkıdan alıyor.

Lucy Fuller oyuna 17 yaşında masum bir genç kız olarak başlıyor; gençliğin o kendine has gözüpekliği ve yıkılmaz özgüveniyle dolu. Ancak gece yarısı Londra'sının tavşan deliğinden aşağı süzülüp Kraylerin dünyasına girmesiyle bu cesaretin yerle bir olması ve gençliğinin paramparça kalması çok uzun sürmüyor.

Where Do Little Birds Go? yaklaşık 65 dakika süren tek perdelik bir oyun. Genç bir oyuncu için bu süreyi tek başına sırtlamak kolay değil, ancak Jessica Butcher takdire şayan bir iş çıkarıyor. Lucy, sürekli şarkı söyleyen neşeli bir karakter ve Whitehill bu müzikal ruhu oyuna entegre etmeye çalışmış; kimi zaman daha başarılı olsa da genel olarak bu durum Lucy'nin karakterine gölge düşürmekten ziyade onu güçlendiriyor. Lucy'nin, Oliver! müzikalindeki Nancy'nin barlarda şarkı söylemesinin gerçeği tamamen çarpıttığına dair yorumu oldukça yerinde ve seyirciden tam not alıyor.

Whitehill ve Butcher, 60'ların sonunda Londra’daki suç dünyasının kıyısından geçenlerin ve gece hayatıyla ayakta kalanların hayatlarından çok katmanlı bir portre sunuyor. Lucy'nin Kraylerin elinde hapis kaldığı dönem, hikâyenin geri kalanıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Lucy kilit altındayken maruz kaldığı cinsel istismarı ve sefaleti gösteren sahneler, sahneleme açısından biraz hantal kalsa da oldukça sarsıcı.

Elbette bazıları için hikâye mutlu sonla bitmiyor ve Lucy bu deneyimle sonsuza dek değişiyor. Gözlerindeki o gençlik neşesi sönüyor ve yerine dünyadan elini eteğini çekmiş, daha kabullenmiş bir Lucy geliyor.

Yönetmen Sarah Meadows bu hikâyeyi büyük bir şevkle hayata geçirmiş olsa da, akışı sağlamak adına bazı bölümlerde daha fazla derinliğe ve biraz daha hızlı bir tempoya ihtiyaç duyuluyor. Justin Nardella'nın sahne tasarımı; East End barından Mayfair gece kulübüne, oradan bakımsız bir daireye kadar her türlü mekana dönüşebilen bir oyun alanı yaratıyor. Kullanışlı ve işlevsel bir tasarım olsa da, büyük platformlar arasındaki boşluklar, Butcher'ın beklenen hanımefendi zarafetinden ziyade bir yerden diğerine sendeleyerek geçmesine neden oluyor.

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US