Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ELEŞTİRİ: The Realistic Joneses, Lyceum Theatre ✭✭✭✭

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

Stephen Collins

Share

Fotoğraf: Sara Krulwich The Realistic Jonses

Lyceum Tiyatrosu

13 Nisan 2014

4 Yıldız

Broadway'de formla bu denli oynayan bir oyunu en son ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum; Will Eno’nun yeni eseri The Realistic Joneses, Sam Gold yönetmenliğindeki yapımıyla Lyceum Tiyatrosu'nda ilk sezonunu geçiriyor.

Oyuncu kadrosu tam anlamıyla yıldızlar geçidi: Toni Collette, Michael C. Hall, Tracy Letts ve Marisa Tomei. Afişteki bu dört dev isim, sahnede dramatik bir volkanın patlayacağının habercisi gibi duruyor.

İnsan öyle umuyor, değil mi?

Ancak bu oyunun asıl gücü, son derece sıradan olabilmesinde saklı; gündelik hayatın önemsiz detaylarıyla uğraşırken bir yandan da zihni silip süpüren, ruhun temellerini sarsan dejeneratif hastalıkların yavaşça yayılan dehşetini keşfediyor.

Metnin sunduğu en büyük keyif ise kurgunun parçalı ve kopuk bir biçimde sunulması; doğrusal anlatı adeta kırılmış parçalar halinde karşımıza çıkıyor. Hastalığın etkilerini dinlerken ve bu etkilerin karakterlerin hayatındaki yansımalarına tanık olurken, seyirci de kendi duyusal deneyimini yaşıyor. Bildiğini sandığı veya duyduğunu düşündüğü şeyleri sorguluyor; durup eylemleri ve tepkileri yeniden tartması gerekiyor. Her şey ancak sonradan, geriye dönüp bakıldığında yavaş yavaş bir anlam kazanıyor.

Eno, yok olan bir zihnin yarattığı ıstırabı anlamamız için seyirciye sanki yeterince dikkat etmiyormuş hissi veriyor; bilgiler birbirine karışmış, çoğu zaman merak uyandıracak kadar belirsiz. Yeni gerçekler ortaya çıktıkça sarsılan ve sönüp giden bir algı ve düşünce fırtınası içinde bırakılıyoruz.

Bereket versin ki, oyunculuk kalitesinin yüksekliği seyirciyle oynanan bu riskli oyunun çizgiyi aşmamasını sağlıyor.

Buradaki her bir performans örnek niteliğinde. Tek bir sıkıcı an veya tonu kaçmış bir sahne bile yok. Her şey büyük bir hassasiyetle, ustalıkla ve görkemli bir dokunuşla sergileniyor. Bu görkem hissi, karakterlerin hayatlarının ne kadar sıradan olduğu düşünülürse, oyunun başarısı için kilit bir önem taşıyor.

Çünkü elbette zihinsel hastalıklar sosyal statü ayırt etmeksizin büyük küçük herkesin kapısını çalabilir; hastanın konumu ne olursa olsun yıkıcı ve onur kırıcı olabilir. Basit görevler aşılmaz engellere dönüşür; nasıl yürüneceğini hatırlamak, bir devlet adamı için ne kadar zorsa hasta bir elektrikçi için de o denli sancılıdır.

Olayın merkezinde iki çift var: Colette ve Letts (Jones ailesi) ile Hall ve Tomei (diğer Jones ailesi). Komşu olmaları dışında ortak hiçbir noktaları yokmuş gibi görünse de, kısa sürede durumun pek de öyle olmadığı anlaşılıyor.

Yaklaşık 100 dakika boyunca, çiftlerin hayatlarından kısa kesitler ve birbirleriyle kesiştikleri veya çarpıştıkları anlar üzerinden oyun, yetilerini yitirmekte olan hayatların gerçekçi bir portresini çiziyor. Bazı sahneler dehşet verici, bazıları komik; bazıları ise sahnede görebileceğiniz en tuhaf ve rahatsız edici anlar kadar çarpıcı.

Fakat oyunun adı gibi her şey son derece gerçekçi ve dürüst hissettiriyor.

Oyunculardan hiçbiri "başrol" olmaya çalışmıyor, eseri kendi şovuna dönüştürmüyor veya spot ışıklarını üzerine çekmeye uğraşmıyor. Her biri bu zorlu eseri ayağa kaldırmak için birbiriyle uyum içinde çalışıyor. Hepsi tek kelimeyle harika.

Toplu oyunculuk (ensemble) açısından kusur bulmak imkansız. Sıradan hayatların altüst oluşuna, acı ve özenle hırpalanmış ilişkilere dair dört net, temiz ve odaklanmış portre izliyoruz.

Bazı pasajlar, sıradanlıklarına rağmen oldukça lirik bir tarza sahip. Eno’nun asıl ustalığı, dejeneratif hastalıkların beraberinde getirdiği o kontrol kaybı hissini tüm oyunun atmosferine yedirebilmesinde yatıyor.

Bu, "sevmesi" kolay bir oyun değil; ancak her anlamda zekice kurgulanmış ve merak uyandırıcı bir eser.

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US