HABERLER
ELEŞTİRİ: Nora: Bir Bebek Evi, Young Vic ✭✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
paul-davies
Share
Paul T Davies, Stef Smith'in klasik oyunu yeniden yorumladığı ve şu an Young Vic'te sahnelenen Nora: Bir Bebek Evi üzerine izlenimlerini aktarıyor
Anna Russell Martin, Amaka Okafor ve Natalie Klamar. Fotoğraf: Marc Brenner NORA: Bir Bebek Evi.
Young Vic.
11 Şubat 2020
5 Yıldız
Ibsen ve Çehov, Londra sahnelerinde boy ölçüşmeye devam ediyor; Jamie Lloyd’un Bir Bebek Evi prodüksiyonu da yoldayken, izleyiciler Stef Smith’in elinden çıkan bu radikal ve büyüleyici yeniden yorumla karşılaşıyor. Ibsen’in kurgusuna ve temalarına sadık kalsa da Smith, kadınlar için dönüm noktası sayılan üç farklı zaman dilimi kurgulamış: kadınların seçme hakkı kazandığı 1918, doğum kontrol hapının yaygınlaştığı ve kürtajın yasallaştığı 1968 ve #MeToo hareketinin damga vurduğu 2018. Sahnede aralarında onlarca yıl ve bir asır olan üç farklı Nora, üç Christine ve üç Thomas (Torvald) var. Smith’in dili öylesine berrak ki; ekip, gücünü ve güncelliğini her an hissettiren bu metnin hakkını fazlasıyla veriyor. Bu süreçte kadınlar için neler değişti, neler aynı kaldı?
Luke Norris, Natalie Klamar, Anna Russell Martin ve Amaka Okafor. Fotoğraf: Marc Brenner
Anna Russell-Martin, kocasına karşı durabilen ancak eşinin (zihinsel) hastalığı sonrası ona verdiği destekle kendi tuzağına düşen güçlü ve modern bir Nora portresi çiziyor. Natalie Klamar, "Renkli Altmışlar"ın o dönemki 'boş kafalı neşeli sarışın' klişesine en yakın duran, herkesi memnun etmek için mizahı kullanan harika bir Nora 2 olmuş. Amaka Okafor ise tarihte ilk kez oy kullanmanın heyecanını yaşayan 1918 Norası ile Ibsen'in orijinaline en sadık karakteri canlandırıyor. Üç farklı dönemde Thomas’ı canlandıran Luke Norris ise tek kelimeyle kusursuz; günümüzün küfürbaz ve kırılgan adamından, modern toplumun kendisinden uzaklaşmasını anlamlandıramayan 1960'lar kocasına ve savaşın şokunu atlatamamış, karısının mükemmel evlerinde neden mutlu olmadığını kavrayamayan 1918'in kuralcı İngiliz beyefendisine ustalıkla geçiş yapıyor. Mark Arends, Nora’yı şantajla tehdit ederken kendi acısını gizleyen ve Christine ile yeni bir hayat kuran Nathan rolünde dört dörtlük. Zephryn Taitte ise tüm zaman geçişlerinde, kendi faniliğiyle yüzleşirken Nora'nın gerçek dostu kalan Daniel rolünde çok başarılı. Smith sadece Ibsen’in feminist bakış açısını yankılamakla kalmıyor; patriyarkanın, maskülenliğin ve kapitalizmin erkekleri de nasıl boğup yok ettiğini gözler önüne seriyor.
Anna Russell Martin, Amaka Okafor ve Luke Norris. Fotoğraf: Marc Brenner
Yönetmen Elizabeth Freestone, ekibiyle birlikte keşif dolu ve harika bir iş çıkarmış; bu çalışma EJ Boyle’un şahane hareket yönetimiyle bütünleşiyor. Lee Curran’ın ışık tasarımı, Michael John McCarthy’nin atmosferik müzikleri ve sessizliğin gücünü bilen ses tasarımıyla adeta dans ediyor. Smith’in kurgusu dehasını konuşturuyor: Nora’nın büyük sırrı olan belge sahteciliği; 1918'de aile evini korumak için alınan bir borç, 1968'de (Birleşik Krallık için o dönem yeni olan) bir kredi kartı borcu ve 2018'de ise bir 'payday loan' (hızlı kredi) olarak karşımıza çıkıyor, böylece mesajını göze sokmadan vermeyi başarıyor. Ibsen’in nehrine dalan yazar, yaratıcılık ve duygu dalgaları yaratarak şiirsel anlatımının zirvesine ulaşıyor. Başka bir dönemin klasiğine saygı duruşunda bulunurken, günümüz için yeniden icat edilen bu klasiği mutlaka görün.
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy