Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

Since 1999

Trusted News & Reviews

26

years

best of british theatre

Official tickets

Pick your seats

  • Since 1999

    Trusted News & Reviews

  • 26

    years

    best of british theatre

  • Official tickets

  • Pick your seats

HABERLER

ESKİLERE BAKIŞ: Nigel Richards

Yayınlanma tarihi:

Yazan:

Sarah Day

Share

Geçmişe Yolculuk Perşembesi'nde bu hafta Nigel Richards, müzikal tiyatro kariyeri hakkında Sarah Day ile konuşuyor.

1) Çocukken sahne aldığın ilk oyun neydi ve seni tiyatro dünyasına iten ne oldu?

Oldukça utanç verici ama 6 yaşındayken ablamla gösteriler düzenler ve ailemi ‘Chim Chim Cheree’ şarkısını söylerken izlemeye zorlardım. Daha sonra ise, eğer reklamını hâlâ hatırlayan varsa, sadece ‘Milky Bar Kid’ olmak istedim.

2) Her akşam bir oyun için karaktere bürünürken nasıl bir süreçten geçersin? 

Her şey provada bulduğum o tetikleyici noktaya bağlı: Phantom'da bu, onun alçak, sessiz ve tekinsiz nefesiydi; Blood Brothers'taki Eddy için yürüyüşündeki o masum enerjiydi; Floyd Collins'te ise göğüs kafesimi açmamı sağlayan ve o Amerikalı çiftçiye dönüşmeme yardımcı olan bir egzersizdi. Bazen ilham veren bir sanat eseri de olabilir. Hello Again'deki Senatör karakteri için bu, Hopper'ın en yalnız tablosuydu.

3) Karantina döneminde yaratıcılığını nasıl korudun? Bildiğim kadarıyla yıllar önce alanını genişletip dünyanın her yerinde ders vermeye ve yönetmenlik yapmaya başladın.

Sürekli Zoom üzerindeyim! Sözlükte ‘karantina’ ve ‘korona’ gibi kelimelerin bir sürü yeni anlamı oldu, ‘zoom’un da bunlardan biri olmasına sevindim. Müzikal tiyatro performansı üzerine kitabımı yazıyorum ve hem araştırma hem de keyif için haftada yaklaşık iki kitap okuyorum. Meditasyon beni kurtardı. Ve sonunda bir bisiklet aldım.

4) Aynı zamanda Shepperton Media yapım şirketinin sanat yönetmenisin. Yeni filmler ve müzikaller yaratma sürecine nasıl dahil olduğunu ve şu an hangi projeler üzerinde çalıştığını anlatır mısın?

Bu, karmanın bir kanıtı gibi. 1991'de Les Miserables'ta oynarken giydiricim olan arkadaşım ulaştı bana. Kendisi o zamandan beri BAFTA için çalışmaya başlamış, bir film şirketi kurmuş ve bir Sanat Yönetmenine ihtiyacı varmış. Gelecek yılın başlarında Londra Borsası'na açılıyoruz. Geliştirme aşamasında üç yeni müzikalimiz var: biri RuPaul’s Drag Race ile Austin Powers karışımı eğlenceli bir iş, diğer ikisi ise Doğruluk, İyilik ve evet, Karma üzerine olağanüstü ‘ciddi’ müzikaller. Ayrıca Shirley Henderson'ın başrolünde olduğu ilk filmimin yapımcılığını üstleniyorum.

5) Canlı tiyatro senin için neden önemli ve (parmaklarımızı kenetledik) gelecek yıl geri dönüşünde en çok neyi sabırsızlıkla bekliyorsun?

Tiyatronun inkar edilemez bir büyüsü var. Tiyatro sadece fiziksel bir yer değil; yani tüm tiyatro binaları yerle bir olsa bile, biz hikaye anlatan ve dinleyici olarak ikiye ayrıldığımız sürece tiyatro var olmaya devam eder. Ancak tiyatro, pek çok insan ortak bir etkinlik için belirli bir alanda bir araya geldiğinde, tek yürek olup güldüğümüzde ve ağladığımızda en güçlü halini alır. Birisi maske takmadığında kendimizi ne kadar antisosyal hissetsek de, biz sosyal bir türüz. Yalnız olmadığımızı bilmeye ihtiyacımız var. Müzikallerdeki tüm ana karakterler, Elphaba'dan Mulan'a, Simba'dan Phantom'a kadar, ya bir yere ait olmak ya da gerçek benliklerini bulmak isterler. Bence müzikal karakterlerinin bu kadar etkileyici olmasının sebebi bu. Gelecek yıl önemli bir prodüksiyonun turnesine çıkacağım, bu yüzden şanslıyım; dört gözle beklediğim bir işim var.

6) Sahnede yaşadığın en güzel veya en komik anılardan biri nedir? 

Martin Guerre'de sözlerimi tamamen unutmam olay bittikten SONRA komikti. Ah, bir de Les Miserables'ta züppe karakteri canlandırırken Ruthie Henshall'ı hırpaladığım o an vardı; tatil için iki haftalığına Kızılderililerle kampa gitmiştim, geri döndüğümde tek bir kelime bile hatırlayamıyordum. Ben anlamsız şeyler sayıklarken Ruthie kıkırdamamak için bana dik dik bakıyordu!

7) Kulisinde her zaman bulunan üç şey nedir?

Uğurlar, sahnede yardımcı olan şeyler, mavi m&m'ler gibi... Martin Guerre'in sözlerini yazan rahmetli Steven Clarke'ın çok güzel bir şiiri, Julia Cameron'ın ‘Sanatçının Yolu’ kitabı ve babamın son yaş gününden bir fotoğraf.

8) Şu sıralar dinlemekten en çok keyif aldığın müzikal albümü hangisi? 

Warpaint; tam bir şaheser. Ayrıca Far from Heaven; her ikisi de Frankel/Korie besteleri. Dahiyane!

9) Hayatın bir müzikal olsaydı adı ne olurdu ve neden? 

Zor soru!! 'Şimdi ve Onlar' olurdu, çünkü beni ben yapan sahip olduğum insanlardır.

10) Hem 2020 hem de yaklaşan 2021 mezunlarına ne tavsiye verirsin? 

Dayanmaya devam edin! Savaş ve acı dönemlerinde, hem fiziksel hem de yaratıcı anlamda içimize kapanmaya zorlandığımız her dönemin ardından büyük bir fikir patlaması gelmiştir: Sanatta, bilimde ve toplumumuzda yeni düşünce biçimleri doğmuştur. 1919'daki İspanyol gribinden sonra yirmili yıllar; cazda, sanatta, keşifte, cesarette ve icatta tam bir patlama dönemiydi. Yeni tiyatro, yeni sanat ve yeni müzikte bir patlama daha yaşanacak. Sadece hazır olun.

Bu haberi paylaşın:

Bu haberi paylaşın:

Get the best of British theatre straight to your inbox

Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.

You can unsubscribe at any time. Privacy policy

FOLLOW US