HABERLER
ELEŞTİRİ: A Month In The Country (Kırda Bir Ay), Classic Stage Company ✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Stephen Collins
Paylaş
A Month In The Country (Kırda Bir Ay)
Classic Stage Company
14 Ocak 2015
4 Yıldız
Bazen sahne tasarımcıları izahı zor işlere imza atıyor. Classic Stage Company’de Broadway dışı prömiyerlerini gerçekleştiren A Month In The Country için Mark Wendland’ın hazırladığı dekor tam da böyle bir örnek. U şeklindeki oditoryumun arka duvarında, kırsal Rusya’nın o bildik Çehovvari ruhunu mükemmelen yansıtan ağaçlı bir fon boyaması var. Ana oyun alanı ise dikdörtgen bir kutu şeklinde; eşyalar her sahnenin gerektirdiği şekilde ekleniyor. Ancak uyandırdığı asıl his, herkesin sanki bir ağıldaki hayvanlar gibi oraya hapsedilmiş olduğu. İzlenebiliyorlar, gözlemlenebiliyorlar ama özgür oldukları duygusu asla oluşmuyor.
Bunda aslında rahatsız edici bir durum yok; nitekim Ivan Turgenev’in bu klasiğinin, karşılıksız aşkın çetrefilli kavramlarını ve beraberinde getirdiği acıyı, fedakarlığı ele alan o Çehov hatta Wilde’ı andıran zarif havası için bu yaklaşım gayet mantıklı.
Asıl can sıkıcı olan, ana oyun alanının üzerinde tavan asılı duran dikdörtgen bir yapı; orada öylece duran ama hiçbir işlev görmeyen ekranlardan oluşma bir düzenek. Hareket etmiyor; sahne alanını bir kutuya dönüştürmek için aşağı inmiyor örneğin, hiçbir şey yapmıyor. Sadece orada öylece duruyor. Nedenini ben de (ve diğer seyirciler ile danışılan çalışanlar da) anlayabilmiş değiliz.
İlk gördüğümde, bu ekran kutusunun aşağı inip diğer dikdörtgen alanla birleşerek eylemlerin içinden görülebileceği bir kutu oluşturacağını sanmıştım; bu tuhaf ama fazlasıyla anlaşılır dünyada, birbirini nafile yere seven insanların nasıl sıkışıp kaldığını göstermenin zekice bir yolu olurdu. Ama hayır. Öyle olmadı.
Yönetmen Erica Schmidt ve tasarımcı Mark Wendland’ın aklında mutlaka bir amaç vardır ama ne olduğu tam bir muamma.
Turgenev’in oyunu, çıplak duyguyu toplumun katı kuralları ve insanın pratikliğiyle karşı karşıya getiren nefis bir kurgu. Ya eğlence ve yaratıcılıkla parıldayan ya da marazi gerçekliğin çukuruna düşen karmaşık ama zarif bir kurgusu var. Neyse ki Schmidt’in prodüksiyonu ilkine dahil: Bazı yönlerden tuhaf olsa da, 200 yıllık oyunların her zaman sağlayamadığı kadar sürükleyici ve keyifli bir seyirlik sunuyor. John Christopher Jones’un tercümesi de bu duruma ölçülemez bir katkı sağlıyor; hem sıradışı hem de canlı diliyle, tipik bir dönem oyununa modern bir duyarlılık katıyor.
Natalya, kendisinden yaşça büyük Arkady ile evlidir. Yaz tatili boyunca Aleksey adında yakışıklı ve zeki bir öğrenci tarafından ders verilen Kolya adında bir oğulları vardır. Evdeki hemen her kadın Aleksey’e aşık olur. Ancak Natalya’nın, hem kendisinin hem kocasının arkadaşı olan Rakitin adında başka bir hayranı daha vardır; Natalya onun aşkını teşvik edecek hiçbir şey yapmaz ama durumun farkındadır.
Natalya genç Aleksey’e gönlünü kaptırır ve himayesindeki Vera’nın çocuğa karşı geliştirdiği duygulardan endişe duymaya başlar. Rakibini ortadan kaldırmak ve Aleksey ile yolu açmak için Vera’yı çok daha yaşlı ve zengin bir komşu olan Bolshintov ile evlendirmeye çalışır. Bu sırada yerel doktor Shpigelsky, evin diğer sakinlerinden Lizaveta’nın elini ister. Tüm bu süreçte hizmetçiler ve Arkady’nin annesi, olayları farklı düzeylerde dehşet ve merakla izler.
Bu haberi paylaşın:
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy