HABERLER
ELEŞTİRİ: Kızgın Damdaki Kedi, Apollo Theatre ✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
paul-davies
Share
Brick rolünde Jack O'Connell. Fotoğraf: Johan Persson. Kızgın Damdaki Kedi.
Apollo Tiyatrosu
26 Temmuz 2017
3 Yıldız
Bu yapım, tam anlamıyla "iki farklı yarıdan oluşan bir oyun" tanımına uyuyor. Yönetmen Benedict Andrews, Tennessee Williams’ın Güneyli bir ailenin çöküşünü ve Brick ile Maggie’nin evliliğinin yıkımını konu alan klasik dramasını modern bir yaklaşımla sahneye taşıyor. Williams, bu oyun için “tüm hayatımın sentezi” demiştir; nitekim metin tutku ve şiddetle harmanlanmıştır. Alkolik Brick, ölen arkadaşı Skipper’a duyduğu eşcinsel hislerle yüzleşemezken, ona hâlâ deliler gibi âşık olan Maggie, hamile kalarak hem değerini kanıtlamaya hem de mirası sağlama almaya çalışmaktadır. Birkaç yıl önce Young Vic’te Arzu Tramvayı ile büyük bir başarı yakalayan ekip, burada da benzer bir zafer umuyor. Neredeyse başarıyorlar da.
Sienna Miller (Maggie) ve Jack O'Connell (Brick). Fotoğraf: Johan Persson
Modernizasyon aslında oldukça iyi sonuç vermiş; duvarlardaki altın dekorlar ve sade ama lüks mobilyalar Trump Tower dünyasını andırıyor ve Jack O’Connell’ın günümüz gençlerinde sıkça rastlanan dövmelerini de mantıklı bir zemine oturtuyor. Oyuncuların cep telefonu ve iPod kullanması da şaşırtıcı derecede uyumlu duruyor, ancak bu durum başka soruları da beraberinde getiriyor: Maggie ve Brick, tensel ihtiyaçlarını neden arkadaşlık uygulamalarıyla çözmüyorlar? Sahnede bir duş var ve O’Connell ilk perdenin büyük kısmını duş alarak ya da sakat bileğiyle havluya sarılı halde topallayarak geçiriyor. Geleceğin toplumsal cinsiyet akademisyenleri, bedeninin bu şekilde fetişleştirilmesini "kadın bakış açısındaki" bir değişim olarak yorumlayabilir; ancak burada, metinle tam olarak temellendirilmediği için bu durum sadece dikkat dağıtıcı bir unsur olarak kalıyor. O’Connell kasvetli adam rolünün hakkını veriyor ve çevresinden kopuk oluşunu harika yansıtıyor, fakat ancak pijamalarını giydiğinde gerçekten karizmatik bir karaktere dönüşüyor. Maggie karakteri her aktris için devasa bir meydan okumadır; zira ilk perde, özellikle ilk kırk dakika neredeyse tamamen Maggie'nin açıklayıcı monologlarından oluşur. Büyük bir derinlik gerektiren bu rolde Sienna Miller, maalesef tek düze bir performans sergileyerek Maggie’nin çaresizliğini ve manipülatif doğasını tam olarak yansıtamıyor. Repliklerini sanki bir hafıza testindeymişçesine aceleyle söylüyor ve Güneyli aksanı zaman zaman aksıyor; aslında aksiyonun mekanını da güncelleyen bir uyarlama birçok oyuncu için daha hayırlı olurdu.
Big Daddy rolünde Colm Meaney. Fotoğraf: Johan Persson. İlk perde biraz Güney aksanlı bir pembe dizi tadı verse de, ikinci yarıda mükemmel Colm Meaney (Big Daddy) sahneye çıktığında işlerin rengi değişiyor. Meaney, spastik kolon teşhisinin bir yalan olduğunu ve aslında mide kanseri olduğunu öğrendiği sahnede, karakterin çaresiz maço tavrını muazzam bir ustalıkla sergiliyor. Burada O’Connell sonunda karşısında dişli bir partner buluyor; Brick ve Big Daddy arasındaki erkeklik, maçoluk, homofobi ve kendini inkar üzerine kurulu o uzun düello, Big Daddy’nin 65. yaş günü havai fişekleri eşliğinde (Jon Clarke’ın harika ışık tasarımıyla) muazzam bir şekilde sahneleniyor. Hatta Hayley Squires ve Brian Gleeson’un hırslı 'çocuk sahibi çift' Mae ve Gooper rollerindeki etkileyici performansları ve Lisa Palfrey’nin hem komik hem de savunmasız Big Mama yorumuyla, tüm kadro Meaney’nin seviyesine çıkıyor.
Tüm prodüksiyon ikinci yarıda uçurumun kenarından kurtuluyor ve Brick’in arzuladığı o "klik" sesi (her şeyin yerli yerine oturduğu o an), izleyici için de sonunda duyuluyor. Eğer ilk yarıdaki pürüzler giderilebilirse, bu oyun West End’in en iyi yapımlarından biri olabilir. Mevcut haliyle ise felaketin eşiğinden, devleşen bir Big Daddy performansı sayesinde kurtuluyor.
KIZGIN DAMDAKİ KEDİ BİLETLERİ
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy