HABERLER
ELEŞTİRİ: Rockets and Blue Lights, The Dorfman National Theatre ✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
paul-davies
Share
Paul T Davies, Ulusal Tiyatro'da sahnelenen Winsome Pinnock imzalı Rockets and Blue Lights oyununu değerlendiriyor.
Rockets and Blue Lights ekibi. Fotoğraf: Brinkhoff Mogenburg Rockets and Blue Lights
Dorfman Tiyatrosu
Ulusal Tiyatro
4 Yıldız
Mayıs 1840'ta J.M.W. Turner, Kraliyet Akademisi'nde iki yeni tablosunu sergiledi: “Rockets and Blue Lights (Close at Hand) to Warn Steamboats of Shoal Water” ve “Slavers Throwing Overboard the Dead and the Dying- Typhoon Coming On”. İkincisi günümüzde yaygın olarak “The Slave Ship” (Köle Gemisi) olarak bilinirken, ilkinin nerede olduğu bilinmiyor. “The Slave Ship”te siyahi insanlar veya bedenler görülmez; onun yerine, geminin yakınındaki dalgalı denizden ve altın rengi bir parıltının içindeki girdap gibi dönen bulutlardan insan elleri belli belirsiz fark edilir. Winsome Pinnock, tam da bu perspektiften yola çıkarak siyahi bireylerin kültür, sanat ve tarihteki temsili üzerine büyüleyici, hırçın ve sarsıcı bir oyun örüyor.
Cathy Tyson ve Paul Bradley, Rockets and Blue Lights oyununda. Fotoğraf: Brinkhoff Mogenburg
Hikayeye Lou/Oli karakteri rehberlik ediyor. Çok sevilen bir bilim kurgu dizisinde bir uzay gemisi kaptanını canlandırarak ünlenen (drone kargosu ve kaçmaya çalışan bir drone'u konu alan önemli bir bölümle hikayeye derinlik katan) başarılı oyuncu Kiza Deen, Turner ve The Glory gemisindeki kölelik düzenini anlatan "The Ghost Ship" filminde rol almak üzere ABD'den dönüyor ve kırılganlık ile gücü eşit ölçüde harmanlayan harika bir performans sergiliyor. Lou, Turner’ın tablosunda bir hareketlilik seziyor ve Pinnock; gerçek ile kurgu, geçmiş ile günümüz, hayali tarih ile gerçeklik arasında muazzam bir geçiş kuruyor.
Rockets and Blue Lights ekibi. Fotoğraf: Brinkhoff Mogenburg
Tarihin ve kültürün beyaz erkeklerin tekelinde olduğu gerçeği, "Her zaman mevzu Turner!" repliğiyle ustaca vurgulanıyor. Hem Turner'ı hem de mütevazı görünümlü kibirli oyuncu Roy'u canlandıran Paul Bradley, çok katmanlı ve harika bir oyunculuk sergiliyor. Tüm büyük sanat eserleri gibi bu metin de ustalıkla katmanlandırılmış; sahneler öyle akıllıca değişiyor ki, bazı anlarda tarihi mi yoksa "The Ghost Ship" filminin çekimlerini mi izlediğinizden emin olamıyorsunuz. Tüm kadro müthiş; Rochelle Rose, kölelik döneminden kalan damga ve yara izlerini vücudunda taşıyan Essie ve özellikle Lucy karakterlerinde mükemmel. Karl Collins ise Thomas’ın hikayesini büyüleyici bir şekilde anlatarak, Black Lives Matter kampanyasının yakın tarihteki izlerini taşıyan, büyük bir şefkat ve öfke eşliğinde oyunu duygusal bir zirveyle sonlandırıyor.
Karl Collins ve Rochelle Rose. Fotoğraf: Brinkhoff Mogenburg
Oyun kaosa sürüklenebilecekken (örneğin genç öğrenci Billie'nin hikayesi belki bir katman fazla gelebilirdi), Miranda Cromwell’in güçlü yönetimi netliğin ön plana çıkmasını sağlıyor ve oyuna daha hafif, keyifli ve özgür anlar kazandırıyor. (Annie-Lunnette Deakin-Foster'ın hareket yönetimi eksiksiz.) Bu oyun, temsil hakları, tarih ve kültüre kimin sahip olduğu ve onu kimin anlattığı, ayrıca bu kültürün haklı bir şekilde geri kazanıldığında neler yaşandığı üzerine tutkulu bir tartışma. Laura Hopkins’in etkileyici kostüm ve dekor tasarımıyla da desteklenen, içeri sızan ancak aksiyonu veya tartışmayı asla gölgelemeyen suyun varlığı, her an sinsi bir mevcudiyet olarak hissediliyor.
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy