HABERLER
ELEŞTİRİ: Rotterdam, Trafalgar Studios 2 ✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Sophie Adnitt
Share
Alice McCarthy ve Anna Martine Rotterdam oyununda. Fotoğraf: Piers Foley Photography Rotterdam
Trafalgar Studios 2
28 Temmuz 2016
4 Yıldız
Bilet Alın Küçük bir yapımın yeniden sahnelenmesi her zaman merak uyandırıcıdır. Jon Brittain’in Rotterdam'ı da tam böyle bir oyun; şu sıralar Trafalgar Studio’nun o küçücük ikinci sahnesinde izleyiciyle buluşuyor. Adım atacak yerin neredeyse olmadığı bu mekan, oyun için şaşırtıcı derecede uygun; üç tarafa yayılan ve karakterlerin her nefesini duyacak kadar yakın duran seyirci için oyunun samimi atmosferinden kaçmak imkansız.
Rotterdam'da geçen yedi yılın ardından Alice, ailesine açılmanın eşiğindedir - gerçi bunu e-posta yoluyla yapmayı planlamaktadır. Ancak tam gönder tuşuna basacakken sevgilisi Fiona büyük bir itirafta bulunur: Vücudunda hiçbir zaman gerçekten rahat hissetmediğini ve artık bir erkek olarak, Adrian ismiyle yaşamak istediğini söyler. Bu durum Alice'i bir kimlik krizine sürükler; kendisi eşcinsel bir kadın mıdır, yoksa artık bir erkekle ilişkisi olduğu için heteroseksüel mi sayılacaktır?
Alice McCarthy ve Anna Martine Rotterdam oyununda. Fotoğraf: Piers Foley Photography
Mekana girdiğimiz andan itibaren bu insanların hayatlarını dikizleyen birer röntgenci gibiyiz. Alice laptopunun başında endişeyle tuşlara basıyor. Fiona üzerinde eşofmanları ve çoraplarıyla bir içeri bir dışarı giriyor; bir yandan Alice'e takılıyor, bir yandan onun için kaygılanıyor. Seyircilerin çoğu yerlerine ulaşmak için bu alanın içinden geçmek zorunda kalıyor. Daha oyun başlamadan çiftin mahremiyetine dahil oluyoruz.
Aslına bakarsanız Brittain’in metni o kadar hayranlık uyandıracak derecede doğal ki, seyirci olarak kendimizi sık sık gizli saklı konuşmalara kulak misafiri oluyormuşuz gibi hissediyoruz. Kabul etmek gerekir ki, seyirciye toplumsal cinsiyet üzerine bir "başlangıç rehberi" sunuluyormuş hissi veren bir iki vaaz verici an var, ancak bunlar oldukça nadir.
Ed Eales-White ve Anna Martine Rotterdam oyununda. Fotoğraf: Piers Foley Photography
Sahneler arası geçişlerde Robyn ve Christine and the Queens gibi isimleri içeren, iyi seçilmiş bir Europop çalma listesi eşlik ediyor. Öte yandan, gerilimli anlardaki enstrümantal fon müziği olmasa da olurmuş; zaten tek başına ayakta duracak kadar güçlü olan diyaloglardan dikkati uzaklaştırıyor.
Biraz zor açılan kapılar nedeniyle ufak tefek aksaklıklar yaşansa da, çok amaçlı dekor sandalyeler ve aksesuarların yardımıyla bir evden ofise, oradan da bir gece kulübüne hızla dönüşebiliyor. Şehrin görüntülerini taşıyan kare raflar ve baskılı duvarlar, bir sırt çantalı gezgin evinin o her yerdeki anonimliğini çağrıştırıyor; Alice’in Rotterdam’daki yedi yıllık kalışının aslında geçici olmasının planlandığını hatırlatıyor. Pop müziklerle birleşen bu atmosfer, Adrian’ın cinsiyet uyum süreci ve Alice’in buna alışma çabalarıyla birlikte herkesin içinde bulunduğu o belirsizlik ve değişim halini vurguluyor. Josh (Ed Eales-White) da zaten Rotterdam’ın bir liman şehri olmasına atıfta bulunarak; herkesin ya geldiğini ya da gittiğini, ama kimsenin kalmadığını söylüyor.
Jessica Clark ve Alice McCarthy Rotterdam oyununda. Fotoğraf: Piers Foley Photography
Dört kişilik kadro rollerine tam oturmuş ve oldukça özverili. Gecenin yıldızı Fiona, daha sonra ise Adrian rolündeki Anna Martine. Tek kelimeyle büyüleyici bir performans sergileyen Martine, Adrian’ın acısını berrak bir şekilde aktararak ustalığını konuşturuyor. Alice McCarthy ise iç çatışmalar yaşayan, kuralcı ve duygularını saklayan kız arkadaş rolünde çok başarılı. İlk perdenin sonuna doğru sergilediği müthiş tiradı, harika bir tonlamayla söylediği 'Biraz darmadağın durumdayım' itirafıyla bitiyor ve bu da gecenin en büyük alkışını topluyor.
Rotterdam'da hiçbir şey kesin değil, ama öte yandan hiçbir şey sabit de değil. Herkesin vardığı ya da ayrıldığı bu liman şehrinde seyirciye dört insanın hayatından sadece bir kesit sunuluyor. Tüm dünyayı değil, sadece kendi dünyalarını değiştirmek isteyen dört insan. Yer yer kahkahalara boğan, yer yer yürek burkan Rotterdam, güçlü ve izlemesi son derece keyifli bir yapım.
Rotterdam 27 Ağustos 2016'ya kadar devam ediyor.
ROTTERDAM İÇİN ŞİMDİ BİLET ALIN
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy