HABERLER
ELEŞTİRİ: Translations, National Theatre ✭✭✭✭✭
Yayınlanma tarihi:
Yazan:
Sophie Adnitt
Share
Sophie Adnitt, National Theatre bünyesindeki Olivier Sahnesi'nde perde açan Brian Friel başyapıtı Çeviriler'i (Translations) yorumluyor.
Çeviriler ekibi. Fotoğraf: Catherine Ashmore Çeviriler (Translations)
National Theatre, Olivier
Beş yıldız
Bilet Ayırt Kadrodaki kısmi değişikliklerle yeniden sahnelerle buluşan National Theatre’ın 2018 yapımı Brian Friel imzalı Çeviriler (Translations) oyunu, Olivier sahnesine dönüşünün hakkını fazlasıyla veriyor.
1830’ların İrlanda’sında geçen oyun, İngiliz askerlerinin harita çalışmaları (Ordnance Survey) için gelişiyle sarsılan kırsal bir topluluğa odaklanıyor. İki grup arasındaki temkinli mesafe, ailenin haylaz oğlu Owen'ın (Fra Fee) İngilizlerin hizmetinde bir çevirmen olarak eve dönüşüyle değişir. Owen, İngiliz teğmen Yolland (Jack Bardoe) ile birlikte bölgedeki yer isimlerini İngilizleştirmekle görevlendirilir; bu süreç, o isimleri var eden nesiller boyu aktarılan hikayelerin silinip atılması demektir. Owen'ın toplumu bu duruma karışık tepkiler verirken, Yolland’ın İrlanda’ya aşık olmaya başlaması işleri daha da karmaşıklaştırır.
Dermot Crowley ve Judith Roddy Çeviriler'de. Fotoğraf: Catherine Ashmore
Rae Smith’in mükemmel sahne tasarımı, Olivier sahnesini karakterlerin boydan boya geçtiği balçıkla kaplı ama ehlileştirilmemiş bir araziye dönüştürürken, Neil Austin’in ışık tasarımı tek kelimeyle büyüleyici. Bu devasa alana rağmen, Ian Rickson’ın rejisi olağanüstü bir samimiyet duygusu yaratmayı başarıyor. Oyunun ilk bölümleri, köy öğretmeni Hugh’nun (Ciarán Hinds) Latince konuşup Yunan mitlerinden bahsettiği ve öğrencilerine kelime kökenlerini sorduğu sahnelerle beklenmedik bir sıcaklık taşıyor. Kelimeler bu oyunun kalbinde yer alıyor. Geçmişe ve bilinmeyene duyulan saygıyla, adeta dile yazılmış bir ağıt niteliğinde (bir sahnede Yolland, Owen'ın yüksek sesle okuduğu İrlandaca yer isimlerini bir dua gibi fısıltıyla tekrar ediyor).
Rufus Wright, Fra Fee, Jack Bardoe. Fotoğraf: Catherine Ashmore
Ancak bu sıcaklığa ve insanların kemiklerine işlemiş ritme rağmen, Owen’ın gelişi her şeyi altüst ediyor. Fra Fee, Owen rolünde olağanüstü bir performans sergiliyor; karakterin başlangıçtaki aşırı dışa dönük tavrı, onu kendi ailesinden bile keskin bir şekilde ayırıyor. İlerleyen sahnelerde vatanından bahsederken takındığı küçümseyici tavır, küçük kasabasından şehre kaçmış ve asla dönmeye niyetlenmemiş birinin havasını taşıyor. Geçmişinden ve toplumundan neredeyse utanıyor, Yolland’ın buralara duyduğu hayranlığa ise şaşkınlıkla bakıyor. Owen'ın aldığı kararların bedelini ödemeye başladığı; İrlandalı ve İngiliz, geçmiş ve gelecek, gelenek ve gelişim dünyaları arasında sıkıştığı anlardaki karmaşık portre çok etkileyici. Tüm düşünceleri yüzünden okunuyor.
Diğer oyunculara gelince; Jack Bardoe ilk profesyonel tiyatro sahnesinde Yolland’a samimiyet ve gençlik dolu bir açıklık katıyor. Judith Roddy, dikbaşlı Maire karakterine dikkate değer bir onur ve asalet getirirken, Liadán Dunlea en çok ihtiyaç duyduğu anlarda kelimeleri yitiren ürkek ve gergin Sarah rolünde inanılmaz bir inandırıcılık sergiliyor. Dunlea’nın, konuşkan yoldaşlarının gölgesinde Sarah için sessiz bir hikaye yaratması ve çevresindekilere verdiği tepkiler gerçekten sıra dışı.
Jack Bardoe ve Judith Roddy. Fotoğraf: Catherine Ashmore Bir de Ciarán Hinds var ki, sahneye adım attığı andan itibaren onun gerçekten orada olduğuna inanıyorsunuz; 1833’ün Baile Beag kasabasında, seyirciden uzak, tamamen oyunun dünyasında yaşayan bir Hugh. Hinds, Hugh rolünde, otoritesi ve alıştığı yaşam tarzı elinden kayıp giderken sarhoş bir yetersizlik ile keskin bir zekâ arasında ustalıkla gidip geliyor. Oyunun sonuna doğru Owen rolündeki Fee’ye öyle bir bakışı var ki, onu bakışlarıyla delip geçmemesine şaşırıyorsunuz. Virgilius’un Aeneis’inden yaptığı sarhoşça alıntıyla son konuşması, salondaki tüm öksürük ve kıpırtıları bıçak gibi kesip seyirciyi büyülenmiş bir sessizliğe gömüyor. Hugh, “Kelimeler birer işarettir, ölümsüz değillerdir,” diyor. Bu duygu, oyunun başlarında oğlu Owen'ın, İngiliz askerinin ismini sürekli yanlış söylemesine karşılık “Bu sadece bir isim” diye itiraz etmesiyle yankılanıyor. Bu da gösteriyor ki, bu sadece kelimeler üzerine bir oyun değil; kaçınılmazlık, durdurulamaz kayıplar ve iki yer arasında sıkışıp kalıp hiçbirine tam ait olamamak üzerine bir hikâye. Son derece güçlü ve etkileyici bir sahnelemeye sahip olan Çeviriler (Translations), bu yıl mutlaka görülmesi gereken yapımlardan biri olduğunu kanıtlıyor. Sakın kaçırmayın.
ÇEVİRİLER (TRANSLATIONS) İÇİN BİLET AYIRTIN
Get the best of British theatre straight to your inbox
Be first to the best tickets, exclusive offers, and the latest West End news.
You can unsubscribe at any time. Privacy policy